Perşembe, Şubat 27, 2014

yerel seçim yaklaşırken...

iyiden iyiye nefret ediyorum siyasetten. tek bir tane vatana millete faydalı olmak için bu işe giren insan olduğuna inanmıyorum...
dersanelerin kapatılmasına yönelik adımla başlayan, 17 aralıkla, "tape"lerle iyice rezil bir hal alan haberleri tiksinti duyarak izliyorum (evet çok öfkeliyim).

(tape çıktı da kime çıktı? bilen zaten biliyordu medya üstündeki baskıyı da, usulsüzleri de... inanmayan/ inanmak istemeyen de yine görmezden geliyor.) 

ses kaydına karşı olanlar kalkıp şimdi bunu siyasi malzeme yapıyor, vakti zamanında onlarca insanı ses kayıtlarıyla içeri alanlar da ucu kendine dokununca "kişisel hak özgürlükler"den dem vuruyor. nasıl bunca "ben" odaklı olunabiliyor... nasıl sadece kendi hak ve özgürlüklerini önemseyebiliyor insanlar... hem de bu insanlar alelade insanlar da değil, toplumun tamamının yönetilmesi, korunması konusunda yükümlülük üstlenmiş siyasetçiler bunlar...
her kesimin hakkını savunabilen bir siyasi sistem neden bu kadar zor? 
kendi gibi olmayana tahammül neden bu kadar zor? 
neden en basit özgürlükler bile (anadilde konuşmak, dini inancı gereği örtünmek, saat 10dan sonra da alkollü içki satın alabilmek...) mesele haline geliyor? 
neden zenginler daha da zenginleşmeye bir türlü doyamıyor?

hep söylüyorum daha müreffeh bir yaşamı hak etmiyor muyuz diye.... etmiyor muyuz sizce de... 
(bknz: http://pinkket.blogspot.com.tr/2013/10/cok-sevdigimiz-dinleye-dinleye.html)

2 yorum:

  1. tam da (bende de) benzer duyguların tavan yaptığı şu sıralar fikirlerime tercüman olan bir yazı olmuş. aslında uzun bi zamandır bende de ciddi bir soğuma durumu mevcut. öylesine tiyatral buluyorum ki bağrış/çığırışları akşam ajanslarını dahi izlemez oldum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili zeze,
      artık öfkeden öte gerçekten tiksinti uyandıracak biçimde...
      temsil edilemiyoruz, oylarımızı güvenerek verebileceğimiz kimse yok!

      Sil