Salı, Mart 18, 2014

ne yapmalı ne yazmalı nasıl ifade etmeli içimdeki çığlıkları...

oldum bittim pesimist olmadım ben. hep yaşam sevinci doluyum; öfkelerim, hüzünlerim saman alevi gibi gelip geçici. canım sıkkınsa bile bir bebek görmek ya da bir kedi sevmek, ne bileyim ya da nergis koklamak, yeni çıkmış bir meyveyi görmek gibi basit şeyler sakinleştirir beni, yeniden iyi hissettiriverir kendimi...

ve fakat, son zamanlarda boğulur gibi hissediyorum biraz... 
bu topraklarda olmaktan... 
ilk değil bu topraklarda doğmuş olmaktan bu kadar incinmem... 
zaman zaman hayatımdakisevgiliinsan'la oturup "daha medeni" bir yerde yaşama hayali kuruyoruz. biliyorum, insanın olduğu her yerde kötülük var -en medeni yerlerde bile-, her toplumun tarihi kanlı... 
ama sanki bir süredir burada biraz fazla... 
durup dururken çöküyorum gazete/ televizyon/ internet karşısında...
midem bulanıyor yalandan... 
ve aslında artık daha çok o yalanlara inananlardan...

evet evet, son zamanlarda halkın bu kadar "cahil olması" sinirlerimi alt üst ediyor. (önceden "cahil bırakılması"ydı daha çok kızdıran).
"yahu gerizekalılığın da bir sınırı var" diyorum!
biliyorum alternatifsiz herkes, biliyorum iktidar haricinde de güvenilebilecek bir siyasal oluşum yok. 
tamam, benim için de yok, ama körün gözü gibi hiçbirine bağlanmıyorum zaten ben de. 
zorunluluktan oy veriyorum her seferinde ve bu mağduriyetimi dile getiriyorum. 

peki iktidarın her dediğini, her yaptığını doğru bulanlar nasıl ve neden savunabiliyor iktidarı? 
iki yol yapılması mı bu kadar mest ediyor bu insanları? devlet görevini yapıyor bizim paralarımızla, takdire şayan bir şey yapmıyor yani, yanlış anlaşılmasın!

daha ne olması gerek uyanış için! 
bu kadar kendini kaybetmişlik, bu kadar rüşvet, bu kadar yolsuzluk, halkı hiçe sayma...

çok affedersiniz, ama "deveyi diken, insanı ..." dememişler boşuna ve "durmak yok/ soyulmaya devam" diyecek sanırım halkım.
"yiyor ama çalışıyor" mantığındakilere şunu söylemek istiyorum, "lütfen devletinizde yaptığınız gibikendi iş yerinizde de yiyen ama çalışanları işe alın! kısa sürede küçük bir türkiye örneklemi görmenizi dilerim iş yerinizde! hani sürekli büyüyen!"

dedim ya pesimistliğim kısa sürer benim... 
bakıyorum ölüleri ayrıştırıyor siyaset "senin ölün benim ölüm" diye... 
gencecik çocukların cansız bedenleri üzerinden rant sağlamaya çalışıyor... 
"nasıl bir şuursuzsunuz siz, bu kadarını nasıl yaparsınız koltuk sarhoşları" diye bağırasım geliyor...
sonra iki baba çıkıyor, konuşuyor... 
acılı iki baba... 
nasıl sağduyulu, nasıl insani...
yeniden bu topraklara bağlıyor beni...



4 yorum:

  1. Elinize yüreğinize sağlık. Düşüncelerinizi destekliyor ve ben de aynı şeylerden muzdaribim. Ama yapılabilecek de pek bir şey yok. Bunlara inanlar ya Türk değil, ya da kişisel menfaati ön plana alandır. Maalesef düşüncelerini değiştirmek pek mümkün olmasa gerek. Yine de ülkemize canla başla sahip çıkmaktan başka şansımız yok.
    Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Hanife Mert,
      başka şansımız yok... buradan başka "ait olduğumuz" bir yer yok...

      Sil
  2. "bu ülkede yaşanmaz artık" hissiyatı nicedir bende de var. sanki küçük bir şans geçse elim(iz)e bi an bile düşünmeyeceğim buralardan gitmek için.

    uzun bir zamandır apolitize ettim ben kendimi işin gerçeği. isimler değişiyor (gerçi ülkemize çöreklendi adamlar, bayaaa bi süredir isimler de değişmiyor ya:), çalmalar, çırpmalar, vatandaşı salak yerine koymalar baki kalıyor. şişmiş egolar midemi bulandırıyor artık. inan ki eskisi kadar haber izlemiyor, gazete okumuyor, siyasi herhangi bir tartışma programı dinlemiyorum. hatta yeri gelir de eşle dostla konuştuğumuzda fikir dahi beyan etmiyorum. aynen dediğin gibi kafamdaki "iyi" yi temsil eden herhangi bir parti de yok desem yalan olmaz...

    çaresiz hissediyorum ülkem adına :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili zeze,
      belki de en iyisi ilgilenmemek...
      ama artık öyle bir tercihin de olmadığı dönemdeyiz. zira şöyle ki, her yerden değiyor giriyor hayatımıza siyaset!
      bu adamlar devletin başında olduğu için, ben 30 yaşında bir insan olarak canım 10dan sonra alkol istese gidip alamıyorum mesela, ya da hamile kalsam ve doğurmak istemesem buna izin yok, ya da internette istediğim sitelere girme özgürlüğüm tehdit altında, ya da kocam beni dövse şikayet etsem de kimse dikkate almayacak ve şiddetten öleceğim, ya da tecavüze uğrasam suçlusunu bulmayacaklar, tüm bunlara karşı çıkmak için sokağa dökülüp anayasal yürüyüş hakkımı kullansam bir polis öldürecek beni...
      ben de çaresiz hissediyorum:(

      Sil