Cumartesi, Nisan 12, 2014

muhafazakarlaştıramadıklarınızdanım...

bildiğiniz üzere, kamuda çalışıyorum ve devletin üst düzey yetkilileri ile zaman zaman görüşmek durumunda kalıyorum. gerek onlarda gerekse daha alt kesimlerde çalışan memurlarda gözlemlediğim bir şey, islami tonlarda konuşmalar. ve, bu, beni artık çok rahatsız ediyor. 
değil midir ki, memurlar türkiye'nin memurlarıdır ve vatandaşların tamamına eşit durabilmeleri için kendi dini ve etnik varoluşlarını, iş esnasında geri plana almalılardır. 
gerçekten öyle değil mi sizce de? buna niye dikkat etmiyor çoğu -özellikle de üst düzey- memur?
mesela bir ilçenin başındaki adam ortodoks olsa, "ortodokslukta da böyle değil midir arkadaşlar?" tarzı cümleler kuramayacakken; sadece yaşadığı ülkede çoğunluk olduğu bir dine mensup diye, nasıl olur da resmi bir toplantıda hadisten bahsedebilir?

zaten bu ülkede, temelde anlamadığım şey, her türk'ü sünni müslüman farz etmektir. "bizim dinimizde de böyle zaten" diye başlayan cümleleri anlayamıyorum ben. pardon ama, sen benim dini inancımı ne biliyorsun acaba? 


yanlış anlaşılmasın.
bu yazdıklarım, 13 yıldır sürekli alay edilen bir "izmirli refleksi" değil, "bi dakka bi dakka yaaa, noluyor, laiklik mi elden gidiyor, şeriat mı geliyor, iran mı oluyoruz" demiyorum yani...

sadece, bence din, "inanan ile inandığı şey" arasında yaşanması gereken çok kutsal ve özel bir bağdır. ve böyle resmi/ bilimsel ortamlarda konuşulmayacak kadar uhrevidir.

12 yorum:

  1. Esselamun Aleykum güzel arkadaşım.

    Din, tasavvufla özdeşen et ile kemik gibi bir yapıya sahiptir değil mi?
    Tasavvufta daima güzel ahlak üzerine işlenen konular bütünüdür. Peki dindar bir insan aynı zamanda iyi ahlak temellerini oluşturuyorsa bunun yansıması olmaması mümkün mü?

    Din ticarete de aileye de işe de eşe dosta da yansır. Yansıması iş etiğine uygun olsa üniversitelerde bu konuya değinilirdi demek ki eğitimin içinde yer almaması ve iş kuralları içinde değinilmemesi bunu gereksiz kılıyor bu muhteviyat senin söylediklerinle özdeşir.
    Fakat bana kendi fikrimi soracak olursan din her yere en güzel şekilde yansısın. O maneviyat ruhaniyet hiç kaybolmasın. Bir işin içine hadis girebilmişse bereketini maneviyatını yaymıştır ortalıga ilahi rahmet. Ve o rahmet ki işten de kurallardan da öylesi nezih, üstün ve gerçek. Allah namına al allah namına işle ve allah namına ver! Diyen rahmetin karşılığında ondan bahsedilmeyen bir yer özünden apayrı yerlere savrulur. Allah ı anmak ilim meslislerinde olur demek sığ olur.

    Ama ben en çok karikatüre takıldım. Derinden üzüyor beni bu ince dokundurmalar. Çarşaf Cilbab olarak Kur an da geçer.. Ben kullanmıyorum ama kullanana da saygı duyuyorum. örtünme herkesin anlayamadığı hassas bir konu ama yoktur demek ya da dalga geçmek şirk olur...

    Şirk ise bir müslümanı imansız ölmeye bile götürebilir. İman olmayınca müslüman olmak şekersiz tatlı gibi anlamsızdır...

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Amak-ı Hayal,
      Aleyküm Selam!
      teşekkür ederim güzel yorumun için.
      din benim de özellikle ilgilendiğim ve yaşamıma yansıtmaya çalıştığım bir mevzu.
      ama ben çok özel olduğu ve bu anlamda kişisel kalması gerektiği taraftarıyım.
      karikatür uyarısı için özellikle teşekkür ederim. diğerlerinin hassasiyetleri konusunda kaba ve kırıcı olmak istemem...

      Sil
  2. Evet herkes bir ben en müslümanım yarışında.Ülkede genel hava değişti.En çok diline dolayan en makbul kişi sayılıp, en iyi payı alacak pastadan düşüncesi buna itiyor.Yoksa samimiyetle yaşanan bir inanç durumu sözkonusu bile değil Ezgi Arkadaşım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili birdysevda,
      aynen; beni rahatsız eden de bu boyutu...

      Sil
  3. Ben bu kadar soğukkanlı olamayarak geleceğimiz hakkında endişeleniyorum. Sadece kamuda değil, özelde de durum aynı çünkü. İlla araya sıkıştırılan dini söylemler, mesajlar.
    Din, dediğiniz gibi bu kadar ayağa düşürülecek ve gösterişi yapılacak kadar basit bir olgu olmamalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Ponti,
      evet tam da bu!
      "Din, dediğiniz gibi bu kadar ayağa düşürülecek ve gösterişi yapılacak kadar basit bir olgu olmamalı."

      Sil
  4. Bu ülkede dini inançları olanlara sırf bu inançları yüzünden iş ya da sokak her yerde "eziyet" edildiğini gözlerimle görmüş insanım. Ancak dediğinizi çok iyi anlıyorum, televizyonlardaki habercilerden bakanlara kadar böyle bir "ağız" oluştu. ki o bakanların iki- üç yıl öncesine kadar böyle konuşmadıklarını biliyoruz. Taklit ettikleri biri var. İş hayatında ise bir uçtan diğer uca gidiliyor anlaşılan; bukalemun mantığıyla. Yazık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili N. Narda,
      ne acı ki ben de tanık oldum...
      ütopyam, kimsenin ne inancı ne inançsızlığı yüzünden rahatsız edilmediği bir türkiye!
      ve evet, en çok da samimiyetsizlik rahatsız ediyor.

      Sil
  5. dediklerinde hemfikirim. dini söylemlerin özellikle iş ortamlarında vurgulanması siyasi mesaj iletiyor bu yüzden de gerçekten itici duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili zeze,
      dediğin gibi söylemlerde din değil, dinin siyasete bulaşmış hali itici...

      Sil
  6. İnsanların beslendiği kaynaklardan bahsetmesinden daha doğal ne olabilir? Mesela, bir konuyu anlatırken bir Kemalistin Atatürk'den, bir Kafkaestin Kafka'dan, bir Müslümanın hadisten bahsetmesi doğaldır. Testinin içi neyse dışına sızan odur. Ama bir izahta bulunurken kimseden alıntı yapmayalım diyorsanız, bizim değerlerimizden bahsetmeyelim diyorsanız sözüm yok. Aslında bu şekilde birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Şayet alevi arkadaşlarım konuşmalarında kendi kültürlerinden bahsetmeseler, Aleviliği nereden öğrenecektik. İnsan dediğiniz, din siyaset, kültür, edebiyat, şiirdir. Bunları hayatınızdan çıkartırsanız insanı çıkartmış olursunuz. O zaman geriye robotlar kalır

    YanıtlaSil
  7. sevgili Hüseyin Cömert,
    çok kültürlülük benim de hoşuma giden bir durum.
    fakat benim kaygım her inancın ve inançsızlığın ifade özgürlüğünün korunamıyor oluşu esasen...
    ve özellikle de, iş ortamında bu daha da kaygı verici...

    YanıtlaSil