Perşembe, Nisan 03, 2014

yerel seçimlere rağmen sevmek hayatı...

duymuşsunuzdur... psikozlar (şizofreni vb), dissosiyatif bozukluklar (çoğul kişilik vb.) gibi pek çok psikopatolojinin altında bireyin yaşadığı yoğun acı ve bundan kaçıp kurtulma arzusu yatar...
yoo, henüz gerçeklikten kopmadım. hala sağlıklıyım (sanırım)...
ama yine de, gerçeğimiz " 2014 yerel seçim"i üzerine yazmayacağım. 
mümkün olduğunca da konuşmuyorum bu konuda... 
pazar gecesi o kadar sinirlerim bozuldu, o kadar gerildim (belim tutuldu hatta) ki son noktaya ulaştım sanırım...

bu nedenle, pazartesi günü, pek sevdiğim duvara karşı filminde geçen "dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir" mottosuna uyarak kendi küçük&temiz&ahlaklı dünyamı daha da güzelleştirmeye adadım kendimi.

aldım yanıma çok yakınlarımdan sevgi'yi, çok sevdiğimiz istiklal'e gittik önce.
aslında hedef pera müzesi'ydi. son üç haftasına giren picasso sergisini görmekti niyetimiz. "tatili değerlendirelim" dedik; ama tatilin müzelerin kapalı olduğu pazartesi günü olduğunu pera'nın kapısında fark ettik.
hiç canımızı sıkmayıp, hemen karşısındaki (trt'nin yanı) manzaralı çay bahçesinde kahvelerimizi içtik, sohbet ettik.
sonra acıktık, bağımlısı olduğumuz mano burger'in asmalı mescit şubesi'ne attık kendimizi.

(fotoğraf şuradan)

oradan da plansızca galip dede yokuşu'ndan aşağı salındık. "belki beşiktaş'a gideriz" dedik. ama karaköy'e inince, karabatak'a gidip bir kahve de orada içmek geldi içimizden...
özgürlük ve keyif günüydü ne de olsa...
hep söylüyorum; hafta içi istanbul'u gezmenin tadı bambaşka...
her şeye rağmen; hayatta olmanın, istanbul'un ve istiklal'in de tadı güzel...

son söz: seçimlerle ilgili de iyi şeyler olmadı değil... "oy ve ötesi" oluşumu, oy kullanma oranının bu kadar yüksek olması azımsanmayacak ilerlemelerdir bana kalırsa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder