Pazar, Haziran 07, 2015

ufak güzel gelişmelerin yanı sıra akepe'nin hala %40 oy aldığı ülkem...

iki yıl önce, bir akşam üstü şirinevler’den minibüse binmiştim. yanımda oturan çiftin konuşmalarına kulak misafiri olmuştum istemeden. 20’li yaşlarda, muhtemelen nişanlı ve alt sosyo ekonomik seviyeden iki gençtiler. saatine bakıp bakıp “ayy aşkım çok güzel” demesinden anladığım kadarıyla kıza yeni saat almışlardı. sonra dedi ki kız “aşkım yaaa ama çok tiksindim aslında kara kara ellerinden saatçinin.” belli ki, siyahi bir göçmenden satın almışlardı saati… kızın bu tüyler ürpertici sözlerinden sonra, oğlan şöyle dedi “yok aşkım tiksinme, onlar müslüman oluyorlar!”
oturmuş faşistlik yarışı yapan bu çifte öyle kızdım öyle kızdım ki bir şeyler söylememek için kendimi zor tttum…
sonra minibüs hareket etti. çift sohbete devam etti. dedi ki kız “bakırköy’e götürsene beni birgün, ben hiç gitmedim.” oğlan dedi “götürürüm tabi aşkım. istanbul’da çok güzel yerler var; mecidiyeköy de çok güzel, oraya da götürürüm.” cevapladı kız “götür aşkım götür!”
içimdeki öfke yerini acımaya bıraktı birden… herkesi kendi varoluş gerçekliği ile değerlendirmemiz gerektiğini ayrımsadım bir kez daha… insanlar ne kadar görüyor, ne kadar yaşıyor ve ne kadar biliyorsa ancak o kadar açılabiliyordu vizyonları. daracık, kısıtlanmış, sıkışmış, baskılanmış hayatlardan açık görüşlülük çıkamıyordu…
ben bu seçim akşamı bunları niye anlattım?
çoğunluğunun boğaz tokluğuna çalıştığı, azımsanamayacak bir kısmının da işsiz olduğu veya açlık sınırında yaşadığı bir ülke burası!
kitap okumayan, haberi sadece ana akım medyadan almaya çalışan, din ile sindirilen, kanaatkarlığa zorlanan, insani koşullarda yaşayamayan bir halk… insani koşullarda çalışmayan ve çalışmasının karşılığında kazancıyla sosyal, kültürel bir etkinlik yapamayan, dinlenmeye, eğlenmeye vakit bulamayan bir halk… örneğin finlandiya’da tanıştığım her garson istisnasız antalya’ya tatile  gelmişken, buradaki garsonun haftada 1 gün izninde en fazla e-5 kenarında mangal yaparak eğlenmeye çalıştığı bir ülke burası…
buradan hareketle, düşünün ki, kaç kişi isabetli değerlendirmeler neticesinde oy kullanabiliyor; kaç kişi sorumluluğunun bilincinde olarak oy kullanıyor?
velhasıl, memleket budur halimiz budur…



10 yorum:

  1. Ne güzel yazmissin,insallah o günleride görürüz canim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Bir Terazi Kizi,
      teşekkür ederim; umarım;)

      Sil

  2. Oturup karanlığa küfredeceğine kalk bir mum yak demişler..
    Ne güzel bir söz..değil mi?..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Değmesin Yağlı Boya,
      kesinlikle!
      çok sevdiğim bir söz!
      bununla ilgili özellikle finlandiya'dan döndüğümde kendime söz vermiştim; oradaki insanlar gibi olmaya çalışacağım diye.
      çalışkan, dürüst ve güler yüzlü.

      Sil
  3. ırkçılık en kızdığım şeylerden biri hele de din üzerinden yapmak daha da kötü bu iki şahıs sözüm ona müslüman ve insan sever değil mi sosyo ekonomik durumları ne olursa olsun içinde insan sevgisi ve vicdan olan kimse böyle bir ayırım yapamaz içi elvermez zaten..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili audrey,
      kesinlikle.
      insana salt insan olduğu için değer vermeyi öğrenmeye ihtiyacımız var sanırım hepimizin...

      Sil
  4. hah iste AKPnin bir anda %20 oylara dusecegini beklemek o yuzden hayal.
    O yuzden adim adim.
    Eline saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Gulcin,
      teşekkürler.
      evet, sabırla ve üzerimize düşenleri yaparak...

      Sil
  5. çok güzel değerlendirmeler yapmışsın. yüreğine sağlık...
    insanları kolayca aşağılamamak, horlamamak gerekir. dediğiniz koşullarda yaşayan insanların ufku nasıl geniş olabilir ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Şahin Shirin Erdem,
      çok teşekkür ederim.
      kesinlikle.
      önce fakirleştirilen ve sonra sadaka dağıtılan bir toplumun uyanışı da geç olacaktır...

      Sil