Cuma, Kasım 30, 2018

Vatan...


Türkçe ders kitabımızdaki bu hüzünlü pasajı okuduğumda 11-12 yaşlarındaydım sanırım. Küçücüktüm; ama, dokunmuştu bir yerlerime.
Bali’deki ilk günümüzde, uzun zamandır ülkesinden ayrı bir Türk ile karşılaşıp 3 saat aralıksız sohbet edince, içindeki anadilinde anlatma ihtiyacını sevecenlikle karşıladım. Ve hafızam Refik Halit Karay’ın müthiş hikayesini çağırıp getirdi 20 sene öncesinden o ana...
İki aydır yurtdışındayım. Harika geçiyor seyahatim; ve bir yandan da Türkiye’yi özlemediğim gün yok!
Türkiye’den en uzun ayrı kalışım 5 aydı. İlk yurtdışına çıkışımdı, 19 yaşındaydım, Erasmus öğrencisi olarak Bremen’deydim. Hayatımın en özgür, en eğlenceli, en öğretici dönemiydi; ve bir yandan da Türkiye’yi özlemediğim gün yoktu!
Bugün o sohbet esnasında tekrar anladım; görülmeyen sapasağlam bağlarla bağlıyım ben doğduğum topraklara.
“Türklüğe övgü”, “En güzel kültür bizim kültür” vs değil bu. Ama “vatan” diye bir gerçeklik var. Ve vatan topraklarından uzakta olmak, bir yanıyla eksik hissettiriyor bana hep... Tüm keşfetme ve özgürlük sevdamın yanısıra, aidiyet ihtiyacım çok büyük. Alışkanlıklarıma bağlıyım, aşinalığın konforunu seviyorum.

Allah kimseyi yuvasız, vatansız, aidiyetsiz bırakmasın🙏🏻


Kuala Lumpur-Malezya

24.11.2018

Geceyi Phuket havaalanında geçirdikten sonra, sabah 1.5 saatlik uçuş ile KualaLumpur’a indik. Pasaport işlemlerinden sonra, Bali’ye uçuşumuza kadar, şehir merkezine gidip biraz dolaşmak için vaktimiz vardı. Tayland’da artan bahtları dün Phuket havaalanında dolara çevirmiştik, 24 dolarımız vardı, onu bugün burda harcamak için MRY’ye çevirdik.Yönlendirmenin inanılmaz yetersiz olduğu devasa havaalanından çıkabilmek için epey uğraştık.Burada saat Tayland’dan 1 saat (yani Türkiye’den 5 saat) önde. Bunun da etkisiyle bir saat daha zaman kaybetmiş gibi olduk.Neyse ki, sonunda çıkışı bulabildik ve merkeze giden özel otobüslere bindik (kişi başı 3USD).1.5 saat sonra merkezdeydik. Burada görülmeye değer yerlerde ilk sırayı BatuCaves ve Petronas alıyor. Bir de parkları, botanikbahçeleri var (kuş, orkide, kelebek bahçeleri vb.). Biz üçüne de gitmedik. Çünkü ulaşıma para ayıramayacaktık, yürüyerek görülebilecek yerleri tercih ettik. Öncesinde büyük sırt çantalarımızı emanete bırakmamız gerekti. Sentral’daki son derece teknolojik biçimde tasarlanmış kutulara bıraktık (5USD, iki çantamız da sığdı bir dolaba). Karşındaki KL Sentral alışveriş merkezinde bir şeyler yedik, dinlendik, süpermarketi gezip değişik meyve, sebze, ürünleri inceledik, yerel halkı gözlemledik. Tayland’dan sonra burası bize çok gelişmiş, dünyaya açık ve zengin geldi.Malezya’da Malay, Çin ve Hindu’lar beraber yaşıyor. Üç din, üç kültür bir arada. Sokakta konuştuğumuz herkes gayet iyi İngilizce konuşuyordu. Tayland’dan sonra bu bize çok çok iyi geldi.Little India Brickfield denilen Hint Mahallesi’ne yürüdük sonra. Burası gerçekten de Hindistan prototipiydi. Çok özlemişiz, keyifle gezdik orada. Gökdelenlerin yanında Hintlilerin o renkli, kendilerine özgü dünyaları belirgin bir kontrast oluşturuyordu. VivekanandaAşram’ını görmek de ayrı bir mutluluktu.Benzer şekilde Çinmahalleleri de var.Bizim için Malezya, aktarma uçuşunun arasına sıkıltırılmış minicik bir gözlem turu gibi oldu. Ama, gerek doğal güzellikleri gerek görülecek yerleri ile severek gezikecek bir ülke olduğu izlenimi verdi bize. Bakalım, belki başka zaman 😉


Salı, Kasım 27, 2018

Tayland Günlüğü

23.11.2018
25 günlük #Tayland maceramız bu sabah bitti. 
Tayland’da Bangkok, Chiang Mai, Ko Lanta, PhiPhi ve Phuket’i gezdik. Farklı ülkeler görmek gibiydi, her biri birbirinden oldukça farklı şehirler çünkü. 
#Bangkok, metrosu, trafiği, kalabalığı, avm leri ile tipik bir büyük  şehir. Burası, hayatımızın ilk tapınak ziyaretini gerçekleştirdiğimiz şehir olmasıyla ve can arkadaşlarımızla buluşmamız ile özel bizim için.
#ChiangMai şelale, mağara, orman, doğa yönünden acayip zengin. Burada, hayatımızda ilk defa  motorsikletle uzun yollar yaptık ve fillere bakım vererek bir gün geçirdik.
Gördüğümüz 3 adadan ilki #KoLanta, muhteşem doğası, plajları ve sakinliği ile Tayland’daki favori şehrimiz oldu. Buradaki en güzel anımız, tekne turunda balıklarla yüzmek ve ilk defa bir mağarayı yüzerek geçmek oldu. 
#PhiPhi, turistik, kalabalık ve biraz pahalı. Parti, eğlence sevenlerin adresi daha çok. Küçük bir ada ve etrafı muhteşem turkuaz plajlarla çevrili. Buradaki unutulmaz anımız ise kano ile maymun plajına gitmekti.
#Phuket, çok büyük; ada değil de şehir gibi. Burada bizi en çok etkileyen anlarımız maymun tepesinde gördüğümüz yüzlerce maymun ve Loi Krathong festivaliydi.

Bugün Kuala Lumpur (Malezya) aktarması ile Endonezya’ya geçiyoruz. Yeni güzelliklere hazırız💛

Loi Krathong Festivali

22 Kasım gecesi Loi Krathong festivaliydi. #Hindistan’da festivallere denk gelememiştik, neyse ki burada denk geldik. #Hinduizm, #Budizm ve #Şintoizm etkisiyle #GüneyAsya ve #UzakDoğu kültürlerinde çok fazla mit, gelenek ve festival var. Hepsi de oldukça renkli ve eğlenceli. 
Loi Krathong’da muz ağacı gövdesinden kesilen silindir kesitlere muz ağacı yaprağı sarılarak zemin oluşturuluyor. Bu zemin yaprak ve çiçeklerle süsleniyor. (Plastikten yapayları da var) Krathong dedikleri bu şeyleri suya bırakıyorlar dilek dileyerek. Kendi takvimlerine göre 12.ayın dolunayında kutlanıyor her sene. 
Dün akşam biz de bu ritüellere tanıklık etmek üzere hostelden festival alanına yürüdük. Acayip bir kalabalık akıyordu festival alanına, ailecek motorsikletlere doluşmuş gidiyordu tüm halk. Festival alanında durmaksızın Krathong yapılıyor ve satılıyordu. Ayrıca kocaman bir #nightmarket kurulmuştu, ortada yine bir sahne vardı.
Biz, ritüellerini izlerken, bir aile bize de krathong verdi.
Biz de dileklerimizi dileyip suya bırakarak eşlik ettik bu ritüele💐


Pazar, Kasım 25, 2018

Tayland, Phuket Adası

PhiPhi adalarından ve iki gece konakladığımız #rehabhostel den ayrıldık bugün. 
2.5 saatlik bir deniz yolculuğu ile Phuket’e ulaştık.
Tekneden inince şehir merkezindeki hostelimize bileti teknede satılan özel servislerle ulaştık.

(Tekne 10USD, servis 3USD)



MONKEY HILL-PHUKET TOWN
Phuket’te şehir merkezinde yapılacak keyifli etkinliklerden biri, maymun tepesine çıkmak.
Biz de bugün, kahvaltıdan sonra, hostelde tanıştığımız Alman arkadaşımızla #monkeyhill e çıktık. Hostelden yarım saat yürüme mesafesindeydi. Yokuş olduğu için ve hava çok sıcak olduğundan çıkış epey zorluydu.
Tepenin zirvesine yaklaşırken, maymunlar görülmeye başladı. #Jungle larından çıkmış asfalt yolda oturuyorlardı. Kimi bir diğerinin bitlerini ayıklıyor, kimi uyukluyor, kimi oyun oynuyor, kimi bebeğini emziriyor, kimi adeta arkadaşıyla sohbet ediyordu. 
Davranışlarını izlemek, becerikli hareketlerini gözlemlemek gerçekten çok keyifli.
Saldırgan ve tehlikeliler mi? Aslında hayır; ama, elbette tehdit algılarlarsa, mesela kamera ile gözüne kadar girerseniz, dokunmaya kalkarsanız, kendilerini koruma güdüsüyle diş gösteriyor ya da elleriyle vuruyorlar.
Burada en önemli unsur, bizim nasıl davrandığımız. #PhiPhi’deki #monkeybeach’te de aynı uyarılar vardı. Kesinlikle beslememek ve yiyecek göstermemek gerekiyor. Aksi durumda saldırganlaşabiliyorlarmış ve tabi ki her gün ziyaret eden onlarca turist beslerse zamanla avlanma, yiyecek bulma yeteneklerini kaybedebilirlermiş.
Kısacası, dikkati üzerinize çekecek biçimde davranmazsanız ve belli bir mesafede durursanız herhangi bir sorun oluşmayacaktır.

PHUKET CITY OLD TOWN
Phuket’te plajlar kısmında değil de doğu kıyısında, şehir merkezindeyseniz, gezebileceğiniz yerler Old Town ve Thalang Road.
Burada renkli, eski binalar, zevkli döşenmiş kafeler, hediyelik eşya dükkanları var.
Bu akşam bir festival var, Loi Krathong. Her yerde ona hazırlık var. Muz ağacı yaprakları ve çiçeklerle yaptıkları süsleri sulara bırakacaklar gecenin ilerleyen saatlerinde.
LoiKrathong festivali, Thai Takvimi’ne göre 12. ayın dolunayında kutlanıyor🌕 Festivalin anlamı, Budizm‘deki ‘sorunlarını bırak ve özgür ol‘ anlayışı ile bağlantılı. Bir nevi arınma töreni gibi; Krathong’ları dualar eşiliğinde suya bırakınca dertlerinin de akıp gideceğine inanıyorlarmış.

PhiPhi Adaları Geceleri

Adada gece hayatı çok çok çok hareketli. Çılgın partiler, yüksek doz alkol (soft uyarıcılar da rahatlıkla temin edilebiliyor), ateş dansı, havuz partileri, elektronik müzik, barlarda canlı müzik vs. Dünyanın her yerinden gelmiş gençler kaynaşıp, çok eğleniyor. İlgilisine, thaibox gösterileri var akşamları. Eğlence anlayışı bu şekilde olanlar, gece hayatını sevenler için biçilmiş kaftanmış gerçekten de Phiphi. Bizim gibi, “bunlar bana uymuyor” diyenler, sakinlik isteyenler de; içkisini, yiyeceğini alıp kumsala yayılıp mehtabı seyrederek huzurlu bir akşam geçirebilir. Ayrıca hem deniz kenarında hem çarşı içinde çok hoş, sakin mekanlar, restoranlar da mevcut. Oralarda da gayet keyifli vakit geçirilebiliyor. Fiyatlar diğer şehirlere göre bir tık yukarıda ama bizdeki turistik yerler gibi fahiş değil. 
Küçücük adada, yüzlerce turist var ama sıkış sıkış değil; isteyen istediği gibi etkinliği rahatlıkla buluyor.

Phiphi’de de Müslüman halk çoğunlukta ve farklı yaşam biçimlerindeki kimse kimseden rahatsızlık duymuyor, herkes birbirini gayet güzel kabul ediyor. Gelen turist de memnun yerli halk da. Turizm işini gerçekten iyi kotarıyorlar.


Cuma, Kasım 23, 2018

Tayland, PhiPhi Adaları

I.Gün
Bu sabah çok erken saatte düştük yola. Hostelimizin aracı olduğu şirket 7.20’de gelip aldı bizi ve Krabi’den gelirken indiğimiz Lantas limana götürdü. Oradan gemiye bindik ve yaklaşık 1.5 saat süren deniz yolculuğu sonunda PhiPhi adasına ulaştık. (Toplam yol maliyeti kişi başı 300Baht (9USD)). Gemimiz daha adaya yaklaşırken, nasıl muhteşem bir yere vardığımızı anladık! KoLanta da adaydı evet; ama, oldukça büyüktü ve gün içinde adada olduğumuzu hissetmiyorduk, sanki bir sahil kasabasında gibiydik. 
Ama burası, gerçekten denizin ortasında, şehirden çok uzak, küçücük bir yerleşim yeriydi. 🏝Palmiyeler, yemyeşil ağaçlar ve 4 yan turkuaz deniz ile olağanüstü güzellikteydi🌳🌴💦
Gemiden inince, yetkililer adaya giriş için 20baht (0,5USD) ücret alıyor, çevre vergisiymiş. Hükümet ekosistemi koruma konusunda ve turizmin doğayı bozmaması için önlemler alıyormuş. Bu da onlardan biriymiş, adaya gelenler adaya katkıda bulunsun mantığında bir uygulama.
Limandan hostelimize yürüdük. Zaten yürüme ve tekne dışında ulaşım aracı yok adada; marketlere mallar el arabaları ile taşınıyor. 
Hostelimize eşyalarımızı bırakıp 2dk yürüme mesafesindeki plaja attık kendimizi. Saat sabahın 10’uydu ve su muhteşemdi. Çıkınca ağaç gölgelerinde dinlendik. Ve o sıra çok ilginç bir olaya tanık olduk. Aradan hepi topu 2 saat geçmişti, ve, deniz bu süre zarfında öyle çekilmiş, öyle alçalmıştı ki; şaşırıp kaldık. Az önce yüzdüğümüz yer tamamen kum olmuştu ve yengeçler yuvalarından çıkıp orada cirit atmaya başlamıştı 🦀 Gelgit olayını ilk defa böyle bariz görmüş olduk.
Burada deniz alçalınca, diğer plajları keşfedelim diye, Long Beach’e kadar yürüdük, yolda canımızın çektiği yerde yüzdük.
Bunca turiste rağmen, hiç bozulmamış şahane bir doğa ve plajlar var burada. Ve biz ilk görüşte aşık olduk buraya 💙




II.Gün
Bugün adanın koylarından biri olan Maymun Plajı’na gittik. Buraya ulaşım yalnızca deniz yolu ile sağlanabiliyor.
Tam günlük ya da yarım günlük tekne turları  genelde burayı da içeriyor.
(Turlarda #TheBeach filminin çekildiği #mayabeach de var; ama sadece uzaktan bakılabiliyormuş. Çünkü, burası çok meşhur olduğundan turist akını nedeniyle ekolojik sorun olmasın diye hükümet girişi yasaklamış şu an.)
Biz tekne turu yerine #kayak dedikleri #kano lardan kiralayarak ulaşmayı tercih ettik #monkeybeach e. Yarım saate yakın kürek çektikten sonra ulaştığımızda 3.görseldeki gibi sakindi koy. Maymun da yoktu ortada. Sonra insanlar geldikçe ortaya çıktılar 🐵. Muz görüp koştular, kanolardaki kokteyllerin içindeki limonları yediler, çantaların içine bakmak istediler 😄🐒
Oldukça ilginç bir deneyimdi 🙊🙈🙉

Çarşamba, Kasım 21, 2018

Tayland, Krabi, Ko Lanta

II.Gün
Lanta, sahilleri ile meşhur adalardan biri. Bugün motorsikletle adayı geziyoruz (kaldığımız hosteldeki motorları ücretsiz kullanabiliyoruz), sahillerde durup yüzüyoruz. 
Burada scuba diving ve pek çok su sporu etkinliği de var, ilgileniyorsanız🏊🏻‍♀️🏄🏻‍♀️🏄🏻‍♂️🏊🏻‍♂️
KoLanta’dan diğer adalara da turlar var. Sabah erken kalkıyor ve tüm gün teknede geçiyor. Yarın öyle yapmayı planlıyoruz.



III.Gün
Lanta adasında üçüncü günümüz. Burayı çok sevdik. 4 yanı mis gibi plajlarla çevrili ve oldukça fazla turist alan bir bölge.🏝Ve bununla birlikte, hani turistik yerler bozulur ya, esnafın gözü açılır, her şey pahalıdır, sıkış tepiştir, doğa katledilmeye başlanır vs, burası hiç öyle değil. Her bütçeye göre mekan var ve her biri doğa ile o kadar uyumlu, o kadar zevkli dekore edilmiş ki inanamazsınız. Biz gecelik 13 USD’ye iki kişilik bir odada kalıyoruz doğanın içinde, bu fiyata bir de motorsikletimiz de var 🛵 (ilk gün oda değil #bungalow da kaldık 9 USD’ye, çok sempatik bir fikir olsa da epey rahatsız olunca odaya geçtik.) Bizimkinden daha uygun yerler bile var. Bir yandan da tatil köyü gibi oldukça lüks oteller de var. Cebinize göre tercih yapabilirsiniz.
Plajlarda mekanlar var ama “beachclub” değil hiçbiri. Sahiller herkesin. #KlongKhong, #Kantiang, #KhlongJark, #Bamboo koylarına gittik biz. Hepsi sakin, doğal ve çok güzel.
#Günbatımları muazzam burada. Uzun uzun yavaş yavaş, adeta insanı yaşamaya bağlayan bir seyir sunuyor. Günbatımını izlemek için çok güzel noktalar var. Oralarda restoranlar var muhteşem manzaralı ve mesela 2-3 USD’a gayet güzel yemekler yiyebiliyoruz. Mekana oturmadan ve kimseyi rahatsız etmeden de yere oturup izlenebiliyor, mekanlar parsellememiş yani.
Burası ile ilgili bizi şaşırtan bir şey nüfusun Müslüman ağırlıklı olması. Yerli halkın büyük kısmı Müslüman ve restoranların çoğunu onlar işletiyor. Domuz eti konusunda hassas olanlar burada çok rahat edebilir yemek konusunda👌🏻
Burada görülecek yerler arasında #Nationalpark, #şelale, #mağara ve geceleri özellikle de #halfmoon ve #dolunay larda #ormanpartileri var. Bir de olmazsa olmazı #tekneturları. Biz yarın için “4 ada tekne turu” aldık kaldığımız hostelden. Erkenden yollara düşeceğiz ve gün boyu masmavi sularda olacağız.💙



IV.Gün
Bugün sabah 8:30’da servisimiz  için hazırdık. Turun ayarladığı araç hostelleri dolaşa dolaşa müşterileri alıp yarım saat mesafedeki oldtown limanına götürüyor. Oradan tekneye biniliyor. İlk ada #KohChuek ve sonraki ada #KoMook’ta rengarenk balıklarla ve denizin dibindeki  muhteşem manzarayı seyrederek yüzdük. Bizim için bir ilkti ve inanılmaz güzel bir deneyimdi. Üçüncü ada #KoMaa’da ise bir başka olağanüstü deneyim bizi bekliyordu. Yaklaşık 100 metrelik #MorakotCave (#Emerald) adındaki  mağaranın içinden yüzdük. Kapkaranlık mağarayı kaptanımızın kafasındaki fener aydınlatıyordu sadece. Çok güzeldi. Ve mağaradan  çıktıktan sonra bizi karşılayan manzara müthişti! Adeta #MaviGöl filminden bir kare gibiydi! Büyülendik... Son adamız #KoNgai’ydi, buraya varır varmaz yemek servisi yapıldı. Ve 1 saat serbest zamanımız vardı adayı gezebilir ya da yüzebilirdik. Burası, pek çok plajın yanısıra, kalacak yer ve restoranların da olduğu büyük ve çok güzel bir adaydı. 
Sonra 1.5 saat deniz yolu ile #oldtown daki limana döndük ve yine servislerle hostellerimize bırakıldık. Deniz tatillerimizin vazgeçilmezi tekne turudur; Ege koylarında yapmayı pek severiz. Buradaki de çok keyifli oldu. Tur şirketi Riviera’ydı ve long tail olanı seçmiştik. Gayet güzel bir seçimmiş, her şeyden memnun kaldık. 22 USD’ydi ücret ve su, öğle yemeği,  meşrubat, 3 defa meyve servisi, şnorkel dahildi. #KoLanta’ya geleceklere bu deneyimi tavsiye ederiz.


Pazartesi, Kasım 19, 2018

Thai Mutfağı

3 haftadır Tayland’dayız; evde kalıp yemek pişirdiğimiz 5 gün dışında ThaiMutfağı yedik ve epey lezzetli bulduk. Oldukça zengin ve dünyada baş sıralarda olan bu mutfağın temel besini, Güney Asya’nın tamamı gibi, pirinç ve noodle. Çeşitli sebze, et ve yumurta ile çeşnilendirdikleri noodle ve pirinçleri kahvaltı-öğle-akşam ayırt etmeden yiyorlar. Denizlerle çevrili bir ülke olduğundan deniz ürünleri çok fazla; her tür balık ve deniz ürünü bulmak mümkün. Börtü böcek pek görmedik, sadece akrep satıldığını gördük sokaklarda (fotoğraf çekmek ücretli olduğundan fotoğraf çekeledik). Et olarak domuz eti ve tavuk en çok kullanılan, bir de ördek var. 
Ekmek yok, evet resmen yok! Bizim gibi bünyeleri biraz üzüyor bu. Ama, ne demişler, “Gittiğin yere kendi alışkanlıklarını götüreceksen, gitmenin ne manası var?! Roma’da Romalı gibi davran.” Biz de öyle yaptık. Streetfood çok meşhur ve çok ucuz. Belki de bu nedenle yerel halk da yemeklerini dışarıda yiyor ya da dışarıdan paket (plastik poşetlerde) yaptırıp evde/iş yerinde yiyor. 



Sokak yemekleri fastfood değil, sıfırdan pişiriliyor, sebzeler doğranıyor vs... Geleneksel yemeklerden en sık karşılaşılan PadThai, KaoSoi, TomYam çorbası, Papaya Salatası. Yemeklere lezzet katmak için şeker, soya ve maalesef batıda yasak olan #çintuzu (#msg) kullanılıyor. Tuza çok az rastladık, mesela restoranlarda bizde tuz-karabiber olur ya, burada çiliacısos-şeker duruyor masada. 
En ünlü tatlıları mango with sticky rice. Denemedik biz, ama, seveni çok. Antep katmeri mantığındaki roti’yi çok sevdik (tabi fıstık yerine Nutella+muz konuyor), bir de Waffle benzeri crepe’i çok güzel yapıyorlar.

Meyveler tropik, şekerli, sulu ve çok lezzetli; favorimiz guava (farang) ve küçücük tatlı karpuzları. Meyveleri coconut sütünü ve kajuyu yemeklerde de kullanıyorlar. Oldukça seçenekli olan bu yemek kültüründe herkes damak tadına göre yiyecek bir şey bulabilir diye düşünüyoruz🤤

Cuma, Kasım 16, 2018

Tayland-Krabi

Ko Lanta I.Gün- 15.11.2018
Seyahate başlarken oldukça plansızdık. Görmek istediğimiz pek çok ülke vardı Güney Asya’da. Yolda  gelişen fikirlerle rota çizmeyi düşündük. 
İzne ayrıldıktan sonra Türkiye’nin doğusu ile gezmeye başlayacağımız ve tren yolu ile Van’dan İran’a geçeceğimiz belliydi. İran’dan sonra Güney Asya’daki en yakın ülke olan Hindistan ile devam etmek makuldü. Hindistan vizeli olduğundan Türkiye’den çıkmadan vize almamız gerekti. Vize başvurularında gidiş dönüş bileti isteniyor. Bu nedenle İran’dan Hindistan’a biletimizi aldık. Ve Hindistan’dan çıkış bileti de gerektiği için en uygun bilet bulabildiğimiz Bangkok uçuşuna bilet almıştık. Kısacası Türkiye’deyken İran➡️Hindistan➡️Tayland sıralaması ve İran ile Hindistan’da kalacağımız gün sayısı belliydi. Tayland’a girişte 30günlük izin verince, burada maksimum 28Kasım’a kadar kalabileceğimiz de belli oldu. İlk 6 gün Bangkok’ta biraz dinlenip biraz geçmiştik. Sonra trenle ChiangMai’ye geldik. Bir hafta sonra, Tayland’da geriye kalan zamanımızı nasıl geçireceğimizi düşünmeye başladık. Orman, doğa, şelaleye bir miktar doyduğumuzdan ve denizi özlediğimizden güneye inmeye karar verdik. Ve dün gece, ChiangMai’deki 10.günümüzde, oradan ayrılıp Bangkok aktarması ile (geceyi havaalanında geçirerek) sabah 2.uçağa binerek Krabi’ye indik. Havaalanından kalkan özel minibüsler ile -arabalı feribot da dahil- 2 saatte KoLanta adasına vardık. Hosteli burada ayarlamıştık.  (genelde bir gün önce Booking/Airbnb den ayarlıyoruz konaklamayı)



Krabi, Phuket’in tam karşısındaki şehir; pek çok ada var civarında. Phuket turistik ve popüler olduğundan bizi pek cezbetmiyor açıkçası. Bugün burada biraz dolaştık ve yüzdük. Yarından itibaren diğer adaları da araştırıp onları da görmek istiyoruz, bakalım.

Perşembe, Kasım 15, 2018

Monk Chat ve Meditasyon Deneyimi

İki gün önce, Chiang Mai’den ayrılmadan yaşamak istediğimiz deneyimlerden biri olan Monk Chat için rezervasyonumuz vardı. Saat 13.00’de Budist Üniversitesi’ndeydik. Kayıt, ödeme, beyaz standart kıyafet temini işlemlerinden sonra, grupça bir salona alındık ve kendimizi tanıttık. 35 kişiydik, sadece bir Tai katılımcı vardı (normalde hiç olmuyormuş), onun dışında 2 Japon, 1 Çin ve biz 2 Türk hariç herkes ABD, Avrupa ya da Kanadalı batılılardı.
Budizm hakkında mini bir sunum dinledik. Burada ve sonrasında bir gün boyunca söylenen en temel şey; Budizm’in bir din değil, insanın acıdan kurtulması için nasıl yaşaması gerektiği üzerine bir öğretiler olduğuydu. Ayrıca, öğretinin (2500 yıl önce) bulucusu olan Buddha’ya kesinlikle tapmadıkları, sadece ona saygı gösterdikleri ve öğretisini takip etmekte oldukları da defalarca vurgulandı. MonkChat, Hindistan’da eğitim alan bir Budist rahip tarafından ortaya atılmış bir fikirmiş ve 20 yıldır uygulanıyormuş.
Sunum bitince araçlara binerek şehre 40 dk mesafedeki eğitim merkezinin olduğu köye gittik. Kızkıza ve erkek erkeğe olmak üzere 2 kişi rasgele eşleştikteb sonra, odalara geçip duş alıp beyaz kıyafetleri giyerek inmemiz istendi. 16:30’da meditasyon salonundaydık ve yaklaşık bir gün sürecek sessizlik başlamıştı!
Önce eğitimci monk Budizm, chanting ve meditasyon hakkında bilgi veren bir konuşma yaptı. 
Sonra farklı türlerde meditasyon pratiğimiz başladı. “Sürekli konuşuyoruz, sürekli bir şeyler görüyoruz ve zihnimiz de hiç susmuyor hayatımızda. Burada hayatımızda en azından bir gün konuşma yok, görme yok-meditasyon pratiği sırasında gözler kapalı ve zihin de -nefese odaklanarak- susturulursa içe dönüş olur.” dedi eğitmen.
“Meditasyon, medikasyondur; anda olma, konsantrasyon ve farkındalık ile üzüntü ve anksiyeteden özgürleşebiliriz.” diye devam etti ve meditasyon yapabilmenin tek yolunun practice olduğunu, bilginin deneyim olmadan tek başına gelişim sağlayamayacağını ekledi.
Sonra yemek salonuna geçilerek yemek öncesinde mantra okundu ve yemeğimizi yavaşça farkına vararak sadece yemeğe odaklanarak yedik. Yemek sonrası da meditasyon uygulamaları devam etti. 21:30’da odalara çekildik; çünkü sabah 5:00’te uyandırılacaktık!



Ertesi gün 5:00’te çalan gong ile uyandık. Duş alıp 5.30’da meditasyon salonunda olmamız bekleniyordu. Kapalı alan ve açık alan meditasyon uygulamasından sonra, hayatımızda görüp görebileceğimiz en ilginç deneyimlerden birini yaşadık. İki monk ve tüm grup köye yürüyüşe çıktık. Saat sabanın 7’siydi. Karşılaştığımız köylüler asistan olan montun kasesine yiyecekler sundu ritüel ile. Bu, bir Budist geleneğiymiş. Budizme göre tüm insanlar çok saygıdeğer olsa da Monkların toplumdaki saygınlığı çok fazla olduğundan monklar ile varını yoğunu paylaşmaya gönüllüymüş herkes.
Köyü dolaşıp bağışları topladıktan sonra kahvaltı için yemek salonuna geçtik. Kahvaltı ve biraz serbest zaman sonrasında, program 1.5 saatlik soru cevap kısmı ile devam etti. Ki, en keyif aldığımız ve öğrendiğimiz zaman dilimi burası oldu. Monkların yaşamı, Budizm ve hayat ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk, onların öğretisine, bakış açısınagöre cevaplar aldık. Apayrı bir yaşamı, düşünüş biçimini öğrenmek çok hoşumuza gitti. Ardından dinamik meditasyon uygulaması öğretildi. Sonrasında serbest meditasyon saati vardı ve üstüne yine farkındalıkla, yavaşça öğle yemeği yendi.

Biraz serbest zaman ve değerlendirme formlarının doldurulmasının ardından 1.5 saatlik son meditasyon seansı vardı. Farklı türde uygulamalar deneyimlendi ve bitirirken grup fotoğrafı çekildik. Yeniden servislerimize binip hostellerimize dönerken 23 saatlik sessizlik sona etmişti. İlginç olan “Oley bee, artık konuşmak serbest” diye cırcır konuşmaya başlamak yerine, kendimizle ve sessiz kalmayı devam ettirmemizdi...

Pazartesi, Kasım 12, 2018

Budist Bir Rahiple Sohbet

Tayland’da iki haftamız bitti ve geriye iki haftamız kaldı. Bugün de Chiang Mai’deyiz. Günün bir kısmını hostelde dinlenip, plan yaparak geçiriyoruz bugün. Burada kalan zamanımızda hangi şehirleri göreceğimiz ve sonrasında hangi ülkeye geçeceğimize dair plan yapmamız, bilet araştırmamız gerekiyor.
Ama madem Chiang Mai’den yakın zamanda ayrılacağız, önce buradan gitmeden başka ne yapabilirize odaklandık. Chiang Mai’de yapılabilecek çok fazla ilgi çekici aktivite olduğundan bahsetmiştik. Biz fil bakıcılığı, şelale ve orman gezisi gibi doğal etkinliklerin ve gece pazarlarının tadını çıkardık, tapınakları gördük. 
Buradan gitmeden yaşamak istediğimiz bir diğer deneyim  #monkchat. Monk Chat, keşişlerle sohbet demek. 
Budist Üniversitesi’ndeki keşişler -gönüllü olarak- ülkeye gelen yabancıların sorularını cevaplıyor, onlarla bilgilerini paylaşıyor ve karşılığında bağış kabul ediyorlar. İnternet sitesinden (www.monkchat.net) araştırmıştık dün. Her Pazartesi ve Cuma sabahtan akşama kadar süren ücretsiz programlar vardı; ama, yer kalmamıştı. Bir de yatılı program vardı. Ona kayıt olmadan önce gidip yüzyüze görüşmek istedik. O nedenle bugün kahvaltıdan sonra motora atlayıp 10 dakika mesafedeki MCU Buddhist University’nin kampüsüne gittik. Orada bu işle ilgilenen binayı bulup, bir keşişden bilgi aldık. Yarın öğlen başlayan ve bir sonraki akşam üstü biten programa ismimizi yazdırdık. Yatılı kurs, şehrin 30 km dışındaki merkeze ulaşımı, meditasyonu, akşam yemeğini, konaklamayı, kahvaltıyı, sohbet ve tartışmayı, öğle yemeğini içeriyor ve 500 baht (15USD). Ayrıca meditasyonda giymek için beyaz kıyafetimiz yoksa oradan 300 bahta (9USD) alt- üst satın alabiliyoruz.

Bakalım, yarın, hostelimizde kahvaltı yapıp çıkacağız ve bir buçuk gün boyunca bu ilginç deneyimi yaşayacağız. Oldukça heyecanlıyız. Şimdi, Monk Chat’te sorular sorabilmek için biraz Budizm’i araştırmalıyız.


Wat Mok Kham Lan- Budist Bahçesi

Chiang Mai’ye dönüş yolunda yağmur yağmıyor ve biz de hızımızı almış gidiyorken sadece bir defa mola verdik keyfi olarak. İki gün önce MaeHongSon’a gidiş yolunun henüz ilk yarısındayken yolun sağında çok etkileyici bir tapınak görmüş ama yolun diğer yönünde olduğumuz için girememiştik. O zaman, MaeHongSonLoop unu tamamlayacağımızı düşünüyorduk. Çemberi tamamlayınca dönüşümüz başka bir yoldan olacaktı ve bir daha da buraya gelme şansımız olmayacak diye üzülmüştük. 
Gel gör ki, hayatın her zaman başka planları vardır sizden habersiz. Üzerinden iki gün geçtikten sonra, biz çemberi tamamlayamayıp aynı yollardan hostelimize dönüyorduk. Ve yine aynı saatlerde o tapınağın yanından geçiyorduk. 
Aslında çok çok yorgunduk, bir an önce varıp dinlenmek istiyorduk; ancak, ikinci defa gelen şansı kaçırmak istemedik ve direksiyonu kırıp 500 metre yukarı çıktık. İyi ki de öyle yapmışız. Şimdiye kadar gezdiğimiz tüm tapınaklardan farklı bir yer olduğunu girişinden hissettiriyordu. 


İsmi Wat Mok Kham Lan olan bu yer devasa bir kompleksti. İçeride keşişler ve çocuklar vardı. Büyük olasılıkla aynı zamanda bir okuldu burası. (Epey araştırmamıza rağmen, hakkında bilgiye ulaşamdık). Diğer tapınaklardaki benzer heykellerin yanısıra çok değişik, muhtemelen mitolojik hikayeleri canlandıran heykeller de vardı, mesela bir cehennem sahnesi gördük, ki Budizm’de öyle bir inanış yok diye biliyoruz.



En etkileyici noktalarından biri de vadinin tepesindeki dev yatan Buddha heykeli ve yanındaki kocaman heykeller. Ki zaten, bizim bu tapınağı uzaktan görüp fark edebilmemizde bu en tepedeki dev heykeller sayesinde oldu. 



Bir diğer özelliği ise, doğanın içinde ve yerleşimlerden uzak olması sayesinde meditasyon ve vipassana için biçilmiş kaftan oluşu olsagerek. 

Google’da bile pek yeri olmayan bu biraz ürkünç ve son derece enterasan yeri, yolunuz düşerse mutlaka görün.

Pazar, Kasım 11, 2018

Tayland Gezisi

İki haftadır Tayland’dayız.
Hostellerde, sokaklarda muhabbet edecek kadar İngilizce konuşabilen yerel biri ile karşılaşamadık, o nedenle merak ettiklerimizi soramadık. Konaklamak için de Couchsurfing ayarlamak istemiştik esasen, böylelikle yerel hayatı yakından tanıma fırsatımız olacaktı; ama host bulamadık. Bu nedenle,  buradaki yaşam ve burada yabancı olmak hakkında vereceğimiz bilgiler, dışarıdan birinin gözlemleri kadar olabildi henüz. İlk ağızdan hikayeler dinleyemedik, hayatların ta içine tanık olamadık çok istesek de...
👅Dil: Buradaki dil çok başka bir dünya, yazılardan hiçbir şey anlamıyoruz. Sokakta bir şey anlatmak ve onların bizi anlamaları çok zor. Keşke her şeyin İngilizcesi de her yerde yazsa diye içimizden geçiriyoruz sıklıkla. İngilizlere kızıyoruz “dil emperyalizmi” diye ama bir yerde de evrensel bir dil gerçekten ihtiyaç aslında... 
💰Para: Para birimi baht. 1USD 32 baht. Yerel ürünler uygun ama ithal ürünler, markalar genel olarak Türkiye’den pahalı gibi geldi bize.
🤤Yemek-Street Food: Meselesi çok önemli olduğundan ayrı bir yazıda anlatacağız;)



☎️Hat: İlk hafta kaldığımız yer ve gittiğimiz mekanlardaki wifi ile idare ettik. Sonra AIS’in bir haftalık sınırsız internet paketini aldık 200bahta.
🛒Seven Eleven: İstanbul’da artık yok sanırım, bilmeyenler için Rossman benzeri market zinciri. Gıda, kozmetik, ilaç vs temel ihtiyaçları karşılamak için birebir. Abartısız adım başı var ve çoğu mağaza 7/24 açık. Bu sayede yemek, kahve konusunda bizim çok işimizi gördü. Bir de Tesco Lotus’lar var. Bizdeki Carrefour’lar gibi bazıları büyük bazıları küçük süpermarket zinciri, buradan da alışveriş yaptık denk geldikçe; ama, bir Seven Eleven değil bizim için. 
Ruh evleri: Bu ülkeye gelir gelmez fark edeceğiniz şeylerden biri, her binanın (dükkan/ev) önünde duran küçük evler olacaktır. Bazen üzerinde taze çiçekler, bazen de sunulmuş meyve ve içecekler görmek de mümkün. Bu evler, animizm inancına göre, daha önce o binada yaşayan kişilerin ruhlarına adanmış. Böylelikle onların rahat edeceğine ve binanın yeni sahiplerini de rahat bırakacaklarına inanıyorlarmış.




🏯Tapınaklar (Wat’lar): Budist manastırı, tapınaklar, halk evleri barındıran komplekslere Wat adı veriliyor. Tayland’da 30binin üzerinde Wat bulunuyormuş. Bu nedenle gezerken sürekli karşımıza çıkıyor ve çoğunun girişi ücretsiz. Biz sadece Bangkok’ta Wat Pho’ya girerken 100baht ödedik, girdiğimiz diğer tüm Wat’lar ücretsizdi. 
🌺Çiçek kokusu: Bangkok’ta zaman zaman lağım kokusu alsak da, ChiangMai’de rahatsız eden bir koku yok. Aksine, böyle ara ara yoğun bir çiçek kokusu yükseliyor sokaklarda, ama nasıl güzel! Bayılıyoruz o anlara.
🌲💦Doğa: Kuzeyde ormanları, şelaleleri, güneyde sahilleri ile gerçekten muazzam bir tropik cennet Tayland!
🚸Okul: Eğitim sistemlerini çok merak ettiysek de, sorabileceğimiz yeterli İngilizce konuşan bir yerel kişiye rastlayamadık. Okullarla ilgili dikkatimizi çeken unsur, kırsalda bile çok büyük oluşları, dev bir bahçeleri ve bahçede çim sahalarının bulunmasıydı. Gördüğümüz kadarıyla, öğrenciler üniforma giyiyorlar.
🏥Diş tedavisi: Karşımıza çok fazla Dental Clinic çıkıyordu, niye bu kadar çok olduğuna anlam verememiştik. Sonra burada tanıştığımız Avusturalya’da yaşayan Türk arkadaşımız, buraya gelmişken  dolgu yaptırdığını çünkü Avusturalya’da çok pahalı olduğunu söyledi. Burada dişçiler meğer hem uyguna yapıyormuş hem de işlerinde çok iyiymiş. Avusturalya’dan buraya geldikçe diş tedavisi yaptıran çokmuş bu nedenle. 
🎷Gece Pazarları: Akşam üzeri açılan ve gece yarısına kadar devam eden pazarları şehirleri son derece hareketli kılıyor. Bu pazarların bazıları sadece belli günler açılırken bazıları her gün açık. Buralarda yiyecekten giyime, giyimden dekorasyona her şeyi bulmak mümkün. Ayrıca çoğunda orta bir yerde sahne ve canlı müzik de oluyor. Son derece keyifli ortamlar. Gece pazarları da ayrı bir gönderiyi hak ediyor;)
👣Ayak masajı: Tayland diyince akla gelen ilk şey masaj oluyor sanırım. Adım başı bir masaj salonuna rastlamak mümkün olduğu gibi, gece pazarlarında da sandalyeler atan seyyar masajcılar da mevcut. Thai masajı adı altında sırt, tüm vücut masaj seçenekleri olsa da en yaygını ayak masajı. Biz Bangkok’tayken yaptırmıştık. Gerçekten çok rahatlatıcı ve mayıştırıcı. Chiang Mai’de daha uygun ücretle yaptırabilirsiniz.
🛵Ulaşım: Asya’nın geneli gibi burada da tuktuk ve motor en yaygın ulaşım aracı. Yerel insanlar egzozdan korunmak için maske kullanıyor trafikte. Bangkok’ta gelişmiş metro ağı işimizi oldukça kolaylaştırdı, bir defa nehirde boat’a bindik, bir defa da Grab (uber gibi) kullandık. ChiangMai’de trenden indiğimizde kırmızı kamyon gibi olan,  dolmuş mantığında araçlardan kullanmıştık hostele ulaşmak için; onun dışında motor kiralayarak ve yürüyerek dolaştık hep.
🌈Seks turizmi ve LGBT: Tayland uluslarası mecrada en çok bu yanıyla biliniyor belki de. Biz Bangkok’ta tanık olduk bu turizme... Çocuk yaşta kızların yanısıra ladyboy lar da fazlaca var. Bu, işin çirkin yüzü. 
Güzel yüzü ise, gay ya da trans bireyler sadece seks işçiliği yapmak zorunda değil, her yerdeler ve toplumda tamamen eşit bir konumları var.

Zaten bizim gördüğümüz kadarıyla, genel olarak kavgasız, hırssız, rahat, mutlu ve iyi niyetli insanlar.

Cumartesi, Kasım 10, 2018

Mae Hong Son Motorsiklet Rotası


I.Gün
Bugün, üç gündür kaldığımız hostelimize büyük sırt çantalarımızı bırakıp, azıcık eşya ile yola çıktık. O meşhur Mae Hong Son motorsiklet rotasını yapabildiğimiz kadarıyla, ille varmak değil, yolda olmak düşüncesi ile, yapmak istiyoruz. Hava çok sıcak ve güneşte motorsikletle seyahat etmek oldukça yorucu. Bugün geç çıkabildik ve 5 saatte dura dura ancak 90 km yol yaparak Hang Dong, Hot’a ulaştık. Yolda ayarladığımız Rong Tiam Hod Hostel’de bir gece dinleniyoruz.
Yolda pek çok tapınaktan geçtik. Tayland’da hakikaten çok çok fazla tapınak var, her biri de mimari açıdan çok dikkat çekici. Yolda gördüklerimizden sadece Wat Phra That Doi Noi’yi ziyaret ettik. 


Bu ilk fotoğrafta gördüğünüz merdivenleri çıkmadık tabi, tembellik edip motorla arkasına ulaştık 3 dakikada. Gördüğümüz diğer tapınaklar gibi, yine büyük bir kompleksti. 
Tüm tapınaklar son derece bakımlı ve yepyeni görünüyor. Burada tadilat vardı bir bölümde, her bir ayrıntıyı yeni baştan boyadığını, işlediğini gördük  işçilerin. Hakikaten tapınaklara çok fazla önem veriyor ve bütçe ayırıyorlar bizim görüp anladığımız kadarıyla.

II.Gün
Sabah güne Hot’ta kaldığımız hostel RongTiamHod’da başladık.Toparlanma,kahvaltı derken öğlen MaeHongSon rotasına devam etmek üzere yola çıktık.Yolumuz tamamen ormanın içindendi ve inanılmaz güzeldi.Yol asfalt, kimi yerler çift,arada yokuş var,virajlı yerler de fazla.Ancak, trafikte herkes saygılı olduğundan rahatlıkla yol alınıyor.Yolda ilk durduğumuz yer OpluangMilliParkı oldu.Giriş kişi başı 200Bahttı.Bizim bütçemiz kısıtlı olduğundan girmedik.Yola devam ettik ve Bo Kaeo Çam Bahçesi’ni görüp durduk.Burası muhteşem bir çam ormanıydı.Çimlerde oturup bir şeyler yiyip içtikten sonra biraz içlerine daldık ormanın,kısa bir yürüyüşten sonra tekrar yola devam ettik.Bir tapınakta durduk.


İsmi #WatKiewLom olan güzel manzaralı tapınağı gezdikten sonra yola devam ettik ve MaeHongSon’un girişinde tuvalet için durduk.Şehir girişlerinde kontrol merkezleri var, oradaki adamlar laf atınca biraz sohbet ettik.Ardından motora binip tekrar çalıştırırken, adamlardan üniformalı olan yanımıza geldi.Ehliyetimiz olmadığı için kontrol sanıp tedirgin olduk,ama,o ne dese beğenirsiniz?Lastiğimiz inmiş meğer,İngilizce bilmediği için beden diliyle anlaştık. Hemen yolun karşısından pompa buldu, şişirdik ama baktık ki çivi girmiş, yok böyle olmaz, napıcaz derken, beklememizi belirtti. 10dk sonra üzerinde Police yazan kamyonet geldi, motoru kasaya yükledik. Meğer tamirci varmış 4km ötede, polis merkezinin dibinde, oradaki polis bizi alıp tamirciye götürmeye gelmiş. Biz nasıl teşekkür etsek bilemedik tabi. 120bahta lastiği tamir ettirip yola devam ettik.
Bu süreçte vakit kaybetmiştik ve akşam olmak üzereydi, karanlıkta bilmediğimiz yollarda sürmek istemedik. Ayrıca hava epey soğumuştu ve profesyonel motor kıyafetlerimiz olmadığından yanımızda getirdiğimiz 2-3 parça giysiyi üst üste giydik,ama yetmedi. Bir yerde konaklamaya karar verdik. Mai Sariang’da Maeloegyi Guest House’u ayarladık. Hostele yerleştikten sonra bir şeyler yemek için dışarı çıktık. Burası köy gibi bir yerdi, yine de burda da gece pazarı, canlı müzik ve yemek standları vardı. Ancak kendinize göre bir şey bulamayınca Tayland’daki kurtarıcımız 7/11 a attık kendimizi. Burada aldığınız her şey ısıtılabiliyor (tost, dondurulmuş gıda vs), hazır kutu noodle alırsanız üzerine sıcak su ile hazırlanıyor. Zor durumlar için kurtarıcı denebilir. Orada bir şeyler yedikten sonra dinlenmek üzere hostelimize çekildik. Zira tam 6 saat motorla yol yapmış ve çok yorulmuştuk.

III.Gün
Bugün sabah Mae Sariang’da uyandığımızda planımız yola devam edip Mae Hong Son’da istediğimiz yere varmaktı. Ta ki odadan çıkana kadar. Dışarı çıkınca gördük ki, hava yağışlı. İlk aklımıza gelen dinmesini bekleyip öyle yola çıkmak oldu. Hatta bir gece daha burada kalıp yarın devam edebilirdik pekala. Hemen hava durumunu kontrol ettik, maalesef önümüzdeki 4gün de yağışlıydı. Bugün bir şekilde ulaşsak bile, dönüşte de yağmurda motor kullanmak zorunda kalacaktık. Düşündük taşındık, hem oraya varma yolunu (160km) hem de Chaing Mai’ye dönüş yolunu (400km) yağmurda yapmayı göze alamadık. Yolun buradan sonrasının daha zorlu olduğunu da okumuştuk. En iyisi dönmek diye düşündük, hem ayrıca geldiğimiz yol zaten öyle güzeldi ki, daha güzel ne olabilir tahayyül edemedik.
Biraz bekleyip yağmur diner dinmez yola düştük. Henüz bir saat ilerlemiştik ki, yağmur başladı. Bir benzinliğe girip kahve içerek bekledik. Azalınca yine yola devam ettik. Yarım saat sonra yine başladı, bu sefer durup bekleyebileceğimiz bir yer yoktu ve mecburen devam ettik. Yine #tigerbalm kokulu ormanlardan, muhteşem köylerden geçtik. 2 saat öyle sürdü ve sırılsıklam olduktan sonra nihayet Opluang Milli Parkı’na ulaştık. Yanındaki restorana oturduk, üstümüzü değiştirdik, yağmurluk aldık ve bir şeyler yiyerek dinlendik. 1.5-2 saat sonra yağmur dinmişti. Yeniden yola çıktık. Neyse ki bir daha hiç yağmur yağmadı ve 5 saat sonra yeniden Chiang Mai’de, pek sevdiğimiz yuvamız 84Gallery’deydik. Islakları yıkamaya verip, kendimiz de ılık bir duş alıp hostelin önüne açılan cumartesi pazarında karnımızı doyurduk ve dinlenmeye çekildik. 
Şu 3 günde motor ile öyle çok yorulduk ki, yarın da gün boyu dinlenmeyi planlıyoruz. Motorsever kardeşler nasıl yapıyor bilemedik vallahi. Şehir içi kısa mesafe çok pratik ama şehirlerarası motor meselesi bize göre değilmiş, onu anladık.

Cuma, Kasım 09, 2018

Chiang Mai-Huay Kaew Şelalesi ve Gece Pazarları

Chiang Mai’de üçüncü günümüzde motorsiklet kiraladık. Aslında niyetimiz meşhur #maehongson rotası; ama motorsiklet deneyimimiz Auroville ile sınırlı olduğundan önce bir miktar civarda trafiği, motoru test etmek istedik. Bu niyetle 8-9 km mesafedeki #huaykaew şelalesine doğru yola çıktık. Hostelin bulunduğu bölge şehrin biraz dışındaydı. Huay Kaew’e gitmek için önce şehir merkezinden geçtik ve Chiang Mai’nin aslında büyük, gelişmiş bir şehir olduğunu gözlemledik.
Şelale yolunda #urbanforest arboretum u görünce durduk ve biraz vakit geçirip öyle devam ettik. Biraz sonra yokuş başladı ve sağda şelalenin aktığı dere vardı. Orada durduk; ağaçların, vahşi doğanın içinden yürüyerek şelalenin aktığı noktalardan birine ulaştık. Ağaçlar, kuş sesleri, kelebekler ve su sesi ile muazzam bir yerdi. Burada biraz dinlenip tazelendikten sonra yola devam ettik. İlerleyince şelaleye ulaştık. Girişinde Tayland’ın önemli keşişlerinden Khruba Sri Vichai’nin tapınağı vardı. Biraz yürüyünce muhteşem şelale göründü. Gerçekten çok güzeldi. Buradan en geç 17.00 de ayrılmanız gerekiyor. (Ek Bilgi: Ayrıca parklarda ve ormanlık alanlarda genel olarak sigara ve alkol yasak.) Bu nedenle çok fazla vakit geçiremeden ayrılmak durumunda kaldık. Buradan sonra biraz daha ilerlemek ve devamındaki şelaleri görmek ve Doi Suthep Tapınağı’na ulaşmak mümkün. Biz hem yol yokuşlu ve virajlı olduğundan hem de hava kararmaya başladığından o kısmı yapamadık.


Şelaleden sonra hostele doğru giderken şehir merkezinde bir kapalı pazar yeri gördük, o neymiş keşfedelim dedik. İsmi CMC (The Chiang Mai Complex); içerisinde giyim, kozmetik, bujiteri, elektronik ve elbette yemek standları vardı. Biraz gezdikten sonra Halal Japon yemekleri yapan bir yer bulduk (#sushibento) ve gönül rahatlığıyla lezzetli beef yedik. Sonra yolumuza devam ederken yine bir pazar yeri bulduk. Burada gece pazarları meşhur. Öğleden sonra 4-5’te standlar açılıyor, gece yarısına kadar satış yapıyorlar. Akşam sokaklar geç saate kadar oldukça hareketli bu nedenle. Burada da durduk, ismi #rincomenightbazaar dı. Oldukça ışıklı bir pazardı, çok güzel tekstil ürünleri ve yine yemek standları vardı, ortada da canlı müzik. Bu şehirde bağımlısı oldugumuz waffle’ın incecik hali olan #crepe ten yedik canlı müziği dinleyerek. Sonra hemen yanındaki Maya alışveriş Merkezi’ni gezdik. (Burası şehrin merkezi olduğundan pek çok avm mevcut.) Çok trafik vardı, biraz oyalanmak, yolun açılmasını beklemek istiyorduk çünkü.
Biraz zaman geçirdikten sonra tekrar yola düştük. Oldcity’deki gece pazarına gitmekti planımız. Saat epey ilerlemesine rağmen yol boyunca caddeler son derece hareketliydi. Ploen Ruedee Night Market’e ulaştık ve girişinden itibaren farklı bir havasının olduğunu sezdik. Burada yerel değil batı yemeği ağırlıklı standlar, kokteylleriyle ünlü barlar, dövmeciler, masajcılar, tatlıcılar, mısırcılar, tarot falcıları vb vardı. Çok renkli, çok güzel bir ortamdı. Hemen hemen hiç yerel halktan kişi yoktu, hep batılı turist ya da gezginler vardı. Yine ortada canlı müzik vardı, gruplar değişiyordu ve her biri çok başarılıydı. Orada müzik dinledikten sonra civardaki diğer pasaj (#nightbazaar #kalarenightbazaar) ve standları gezdik. Gece yarısına kadar canlı olan bu sokakları çok sevdik.

Perşembe, Kasım 08, 2018

Tayland’da Fil Bakım Merkezi

*Hem kendimize anı kalsın hem de deneyimlerimiz diğer gezginlere katkı sağlasın diye @dunyabenimmemleket instagram hesabımızda bilgi ve fotoğraf paylaşıyoruz. Biz bu seyahate hazırlanırken, sosyal medyadan çok faydalandık; isteriz ki, ihtiyacı olana bizim de faydamız olsun.*
Chiang Mai’deki ikinci günümüzde Fil Rehabilitasyon/ Bakım Merkezi’ne gittik. Turistleri fille gezdirme çok yaygın Güney Asya’da. Bu tip merkezler de, bu filleri kurtarıp bakım veren ve yine böyle turistlerle maddi destek sağlayan kurumlar. Bir gün önceden turu ayarlamıştık kaldığımız hostel aracılığıyla. Kişi başı 1500Baht (50USD) ödedik; bu tip etkinlikler biraz pahalı maalesef. Bizimki yarım günlük turdu, öğlen 12:30’da bir küçük kamyonet hostelden bizi aldı, bizden sonra iki hostele daha uğradı ve toplam 5 kişi olduk. Muhteşem doğa manzaralarından geçerek 1.5 saat sonra Bamboo Elephant Family Care’e ulaştık. Burada 6 kişilik bir fil ailesi yaşıyordu. İlk defa bu kadar yakından ve serbestçe dolaşan fişler görmek çok heyecan vericiydi. Fillerin en iyi gördüğü renk kırmızı olduğundan, hepimize kırmızı üstler giydirildi. İlk önce padthai, meyve ve sudan oluşan öğle yemeği ikram edildi ve tam gün tura katılan grup beklendi. Onlar 8’de yola çıkmış ve öğlene kadar treking ve rafting yapmış. Grup tamamlanınca sıra fillerin karnını doyurmaya geldi. İki sele dolusu muzu onlara yedirmeden önce fillerin yaşamı hakkında genel bilgilendirme yapıldı ve ne dersek bakacağı, ne dersek ağzını açacağı vs öğretildi. Filleri muzla besledikten sonra bambu toplayıp biraz da bambu dalları ile besledik. Ve çok yedikleri için rahatsız oluyorlarmış, hazmı kolaylaştırıcı ilaç hazırladık doğal malzemelerle ve onları yedirdik. Sonra hep beraber tepeye esas yaşadıkları yere çıktık. O dev cüsseleriyle nasıl mahirdiler tırmanmakta, şaştık kaldık. Her ne kadar bir arada yaşasalar da, her birinin kendine özel bir alanı varmış. Mesela bebek olanın oyun parkı vardı ve ağaç dallarıyla yaptığı oyunları izlemeye doyamadık. Sonra hep beraber tekrar aşağı iniyorduk ki, büyükanne fil aniden durdu, meğer bebek yukarıda kalmış. Arkamızı dönmemizle koşarak inen bebek fili gördük ve yolu açmak için kendimizi hemen kenara attık. Aşağıda filler dereye girdi ve isteyenler beraber suya girip filleri yıkayıp fırçaladı. 


Son derece sakin hayvanlar olan bu sevimli devlerin yaşamına bu kadar yakından dahil olmak unutamayacağımız bir deneyim oldu.

Tayland- Chiang Mai

*Hem kendimize anı kalsın hem de deneyimlerimiz diğer gezginlere katkı sağlasın diye @dunyabenimmemleket instagram hesabımızda bilgi ve fotoğraf paylaşıyoruz. Biz bu seyahate hazırlanırken, sosyal medyadan çok faydalandık; isteriz ki, ihtiyacı olana bizim de faydamız olsun.*
Tayland’daki 6.günümüzün gecesini trende geçirdik. Metro ile çok rahat ulaşılan Hua Lamphong Tren Garı’ndan 22.00’de kalkması gerekirken yarım saat rötarla başladık yolculuğumuza. Burada trenler rötarlarıyla meşhurmuş. Bizim yerimiz ikinci sınıftı (klima değil vantilatör vardı), iki kişilik koltuklar genişti. Bileti bir gün önce aldığımız için yataklı vagonda yer bulamamıştık. Trende restoran vardı ve ayrıca her istasyonda yemek ve kahve satıcıları binip ihtiyaçları karşılıyordu. Tuvalet temizdi, ama vagonlarda gezen böcekler vardı maalesef... Sabahın ilk ışıklarıyla beraber, geçtiğimiz yerlerin güzelliğini anlamaya başladık. Muhteşem doğanın içinden geçiyor, çok güzel istasyonlarda duruyorduk.   Yolculuğun sabahtan 12.30’a kadar süren gündüz kısmı şahaneydi.


Trenden indikten sonra garda bekleyen kırmızı taksi dolmuş mantığındaki araçlara binerek 30Baht’a hostelimize ulaştık. Hostel temiz ve düzgündü, hep batılı backpackerlar kalıyordu. Biraz dinlenip şehri dolaşmaya çıktık. Dolaşırken, Bangkok’ta büyük şehir keşmekeşinden nasıl sıkılmış olduğumuzu, küçük yerleri özlediğimizi fark ettik. Burası küçük, sakin, çok sevimli bir şehirdi ilk izlenimimize göre; çok yabancı vardı ama turist değil gezginlerdi ve şehir Bangkok’a göre daha uygun geldi bize.


Chaing Mai’de yapılacak şeyler; Old Town, gece pazarları, önemli tapınaklar (Wat Chedi Luang, Wat Phra That Doi Suthep), Bhubing Sarayı, Doi Pui Köyü, Padaung Köyü, meşhur motor rotası Mae Hong Son, treking, fil sevmek, kaplan görmek, rafting, zipline gibi doğa aktiviteleri ve daha pek çok şey.

Biz de ilk gün şehri biraz tanıyıp, sonraki günler için tüm bu etkinliklerden hangilerini yapabileceğimizi planladık.

Çarşamba, Kasım 07, 2018

Tayland-Bangkok

*Hem kendimize anı kalsın hem de deneyimlerimiz diğer gezginlere katkı sağlasın diye @dunyabenimmemleket instagram hesabımızda bilgi ve fotoğraf paylaşıyoruz. Biz bu seyahate hazırlanırken, sosyal medyadan çok faydalandık; isteriz ki, ihtiyacı olana bizim de faydamız olsun.*
Bangkok’ta 4 gece evde, 1 gece hostelde olmak üzere 5 gece 6 gün vakit geçirdik. Bu 6 günün yarısında dinlendik, yarısında gezdik. 
Bangkok’a vardığımızda 1ayı aşkın süredir yollardaydık, sürekli çanta açıp kapamış, şehirleri adımlamış, bir yerde uzun kalmamıştık ve biraz yorulmuştuk. Bir süre evde kalıp, notları düzenlemek, temizlenmek, dinlenmek, yemek pişirmek, ayak uzatmak, halıya basmak vs iyi geldi ama tabi evde olunca sosyalleşme, yeni insan tanıma şansı olmuyor. O nedenle yeterince tazelenince hostele geçtik. Hostelde insanlarla muhabbet edince hemen rotamız için harekete geçtik, çok istediğimiz Tayland’ın kuzeyi için tren yolculuğu önerilince hemen gara gidip ertesi geceye biletimizi aldık.
Bangkok’ta gezdiğimiz günlerden birinde pek çok tapınaktan biri olan #yatanbuda (#watpho) yı ziyaret ettik, hem de taaa liseden canım arkadaşım ve eşi ile. Planlasak olmaz dediğimiz cinsten bir şekilde onların uçuşu ve varışı benzer saatlere denk geldi ve hemen ertesi gün buluştuk tabi! Meğer kaderde  #goodjob da kahve içmek, beraber #tuktuk a binmek, #khaosan caddesinde yemek yemek ve yürümek ve buraların olmazsa olmazı #ayakmasajı yaptırmak varmış 😍


Gezdiğimiz diğer günlerde ise parklarda ve pazarlarda zaman geçirdik. Bangkok oldukça kalabalık ve turistik bir şehir. Trafik -kara yolu kullanırsanız- çok yoğun; ama, acayip gelişmiş bir metro ağı var. Böylelikle çok kolaylıkla ulaşım sağlanıyor. Geniş, güzel parklarında her yaştan insan çimlere serilmiş sohbet edip, bir şeyler yiyor (alkol yasak), spor yapıyor. Lumphini Garden’da İzmir fuarı hatırlatıp burnumuzun direğini sızlatan kuğu şeklinde deniz bisikletleri var. Tam duygusal duygusal pedal çeviriyorduk ki, gölde timsah gördük ve duygusallık uçtu gitti🐊
Şehirde parklar kadar pazarlar da çok büyük yer tutuyor. Seyyar satıcılık aşırı yaygın. Özellikle akşamları her yer pazar yerine dönüyor. Sokak yemeği çok meşhur ve çeşitli. İnsanlar yemeklerini (meyve dahil) sokaktan alıp sokakta yiyor. Biz başlarda sadece meyve kısmına cesaret edebildik; kızgın yağda veya ızgarada pişen deniz mahsülleri ve etlere; soslara ve yumurtaya bulanan noodle ve pilavlara yanaşamadık. Sonra streetfood un tadını aldık, çok sevdik. Hindistan’da kokudan rahatsız olduğumuz olmadı; ama, burada yemek tezgahları ve bazen de açık lağım nedeniyle şehrin geneli kötü kokuyor.
Sokak sokak gezerken kendimizi bir anda sandalyelere oturmuş bir örnek giyinmiş kadınların bulunduğu bir yerde bulduk. Başlarında ellerinde katalogla yoldan adam çeviren kadın/adamları da görünce, Tayland deyince akla gelen seks turizmi muhabbetini hatırladık ve nerede olduğumuzu fark ettik. Bize ilginç gelen yerel halkın burayı çok normal bir şekilde kabul edip, sokakta bir yandan da sıradan hayatın sürüyor oluşuydu...

Pazar günü Chatuchak Market’i ziyaret ettik. Burası Pazartesi hariç her gün açık aslında; ancak, her gün sadece bazı bölümler açıkken haftasonu tamamı açık. Envai çeşit ürünün satıldığı dev bir açık pazar burası. Burada oldukça uzun zaman geçirip, yorulunca içindeki kafelerden birinde ya da bizim yaptığımız gibi, çıkışta Chatuchak Park’ta çimlerde dinlenebilirsiniz.