Cumartesi, Ağustos 03, 2019

2019 Temmuz Ayı Kitaplar (1) ve Filmler (1), 2 de Dizi

Çoğumuz gibi ben de, instagram ve diğer sosyal medya mecraları ile beraber blog yazmaya eskisi gibi zaman ayırmıyorum.
Yine de her ayın değerlendirmesini yaparak en azından ayda bir yazı yazmaya özen gösteriyorum.
Hem okuduklarımı, izlediklerimi hem de genel olarak o ayı nasıl geçirdiğimi anlatıyorum aylık yazılarımda.
***
Temmuz ayı MEB çalışanları için iki aylık tatilin başladığı zamandır. Benim için branşım itibariyle öyle olmadı, temmuz ayının ilk iki haftasında lise tercihlerinde öğrencilere danışmanlık hizmeti vermekle görevliydim. "Nasılsa tatil başlamadı" diyerek akşamları da İngilizce mesleki okumalara ve çevirilere vakit ayırdım.
İki hafta daha çalıştıktan sonra İzmir'e, annemle ablamın yanına gittim. Orada geçirdiğim 3-4 günden sonra yoga, nefes, dans, doğa ve meditasyon içeren Mutluluk Kampı'na katıldım Kazdağları'nda ablamla beraber. Muhteşem bir 4 gün geçirdim.
Ardından yeniden İzmir'e döndüm ve instagram çekilişi ile kazandığım "Nefesin Gücüne Uyanış" seansına katıldım. Sonrasında da annem ve ablamla tatil yapmak üzere Çeşme'ye gittik. 
Temmuz sonunda yeniden İstanbul'a döndüm ve tam "evime, düzenime kavuştum" diyordum ki, eşimin anneannesinin vefat ettiği haberini alıp Mersin'e doğru yola çıktık apar topar.
Her şeyde iyi bir yan gören bir Pollyanna olarak, bu olayın yaşamıma katkısını da şöyle yorumluyorum; uzun yolda araba kullanmayı deneyimlemem ve tam gün batımında Tuz Gölü'nün eşsiz manzarasına denk gelişimiz.
***
Gelelim bu ay heybeme kattığım film ve kitaplara.
Tüm bu koşturmacada pek bir şey okuyup izleyememişim.
Hiç sinemaya gitmedim bu ay ve evde de sadece bir belgesel film izledim Netflix'ten. 


Maris: Genç Bir Yoga Eğitmeninin Portresi

Maris Degener'in erken çocukluk döneminden başlayan ruhsal acıları, farklılığı ve ergenliğe doğru başlayan anoreksiyası... Ardından yoga ile kendini keşfediş süreci ve yaşam yolculuğu yaklaşık bir saatlik bir belgesel ile kendisinin ve ailesinin, yakınlarının dilinden içtenlikle anlatılmakta. Daimi bir Yoga Öğrencisi olmayı arzu etiğim bu dönemimde yoganın dönüştürücülüğünü ve şifasını görmek bana iyi geldi. İlgililerine önerilir;)




Kendi evimde geçirebildiğim ilk iki haftada Chernobyl dizisini tamamladık. 
Uzun süre etkisinden çıkılamayan bir yapım. Kurgu değil gerçek olması en çok etkileyen yanı...
Öyle acı ki birkaç adamın dünyanın kaderini böylesine etkileyebilmesi...
İzlemeyen kalmamalı!!!


En sevdiğim dizim olan The Handmaid's Tale'ın 3.sezonunun da evde bulunduğum süreç içerisinde yayınlanan 7 ve 8. bölümlerini de izledim. 9-10-11'i de en yakın zamanda izleyeceğim.


Kitaplara gelince sadece bir kitap okudum. Alanımızın duayeni Doğan Cüceloğlu'nun Gerçek Özgürlük'ünü. Kitap ablamın, iki yazdır bendeydi ve okuyamıyordum, "Artık okuyayım ve iade edeyim" diye başladım ve çok sevdim.
Lise yıllarımda okuyup çok etkilendiğim Savaşçı’yı anımsattı bana.


“Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!” temalı çok akıcı bir kitaptı yine.

İletişim, varoluşçuluk ve sosyal psikoloji alanında kuram olabilecek nitelikte önermeleri var kıymetli hocamızın bu kitabında.
Çok şey öğrenerek ve bildiklerimi anımsayarak okudum.
Mesleki instagram hesabım @iyihissediyorum_psikoloji de hikaye kısmında etkilendiğim bazı yerleri sabitledim.
Daha fazlası için ısrarla tavsiye ederim kitabı. Birkaç alıntı paylaşacak olursam:


"Kendi yolculuğumuzu yapmak için buradayız. Bu yolculukta kendimiz olabilme cesaretini bulmamız kolay değildir; ama, kendimiz olmadan yaşamımızdaki hiçbir şey anlamını bulamaz.”
“Kendi özüyle ilişkisi olmayanın gerçek anlamda kimseyle ilişkisi olmaz.”

“En temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.”

“Bir insanı değerlendirmek için nelere sahip olmadığına değil, sahip olduklarıyla neler yaptığına bak.”

Pazartesi, Temmuz 01, 2019

2019 Haziran Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (2), 2 de Dizi

İlyada
Haziran ayı mini ama dolu dolu müthiş bir Çanakkale gezimiz ile başladı. Ayrıntılarını seyahat hesabımız @dunyabenimmemleket te paylaştığımız gezimizde okumak için yanıma İlyada'nın çocuklar için olan versiyonunu almıştım. Çanakkale'de okumaya en uygun düşen metinlerden biri olsa gerek:) Hem böylelikle bu ay da bir çocuk kitabı okumuş oldum.
Mitolojik karakterleri ve olayları aklımda tutamamak gibi bir durumum var; daha bir ay geçmesine rağmen şimdi sorsanız kim kimdi karıştırırım mesela:)



Seninle Başlamadı

Bu kitap uzun süre elimde durdu, araya başka kitaplar girdi vs. Sindire sindire okudum ve ay sonunda bitirdim nihayet. Ayrıntılarını mesleki hesabım @iyihissediyorum_psikoloji de hikaye kısmında paylaştığım kitap kalıtsal travmalarla ilgili oldukça ayrıntılı bilgi veriyor.
Bu travmaları nasıl keşfedebileceğimiz ve çözümleyebileceğimiz ile ilgili bize rehberlik ediyor.



Hiç sinemaya gitmedim bu ay. Annem bayram dönüşü bizle geldi ve annem bizdeyken bir klasik olarak her akşam sinema kanallarından film izlendi. İkisinde ben de eşlik ettim anneme.



Biri Click ti. Eğlenceli bir aile filmi, güzel bir fikir. Keyifle izledik biz.



Diğeri Amistad ise dram filmi, içimiz acıyarak izledik. 1997 yapımı ve yönetmenliğini Steven Spielberg'in yaptığı filmin konusu -ne yazık ki- gerçek bir olaya (1839 yılında siyahi köleleri taşıyan Amistad adlı gemide kölelerin çıkardığı isyan sonrası yaşananlar) dayanıyor.



The Handmaid's Tale

2017'de ilk, geçen yaz ikinci sezonunu izlediğim ve hayatımda en sevdiğim dizi olan Damızlık Kızın Öyküsü'nün üçüncü sezonu gelir gelmez izlemeye başladım ve bu ay boyunca yayınlanan 6 bölümü bitirdim.
Muhafazakarlığın ve dinin devlet işlerine bulaştırılmasının bir topluma zarar verebilecek en büyük şey olduğunu içimizi sızlata sızlata, öfkemizi kabarta kabarta gösteren çok değerli bir yapım...



Chernobyl

Bu diziyi izlemeyen bir ben kalmış gibi hissediyordum resmen. Nihayet izlemeye başladım; ancak ilk bölümünü izledikten sonra devam etme fırsatı bulamadım bir türlü.
Devam edeceğim bakalım.


Salı, Haziran 11, 2019

Yalova- Sakarya- Kocaeli Gezimiz

Ablam ve eşi İzmir'de yaşayan şanslı insanlardan :) Ben ve hayatımdakisevgiliinsan ise İstanbul'dayız malum.
4 yıldır nisan ayında Türkiye'nin bir şehrini gezme geleneği oluşturduk.
İlkinde (2016) niyetimiz Van'ı gezmekti, önceden alınmış uçak biletlerimiz vardı, ablamlar İstanbul'a geldi ve buradan beraber gidecektik. Lakin o dönem terör saldırıları, bomba patlamaları yoğundu ülkemizde ve endişe doluyduk. Vazgeçmiş, İstanbul'da kalmıştık. İstanbul'u bir güzel gezmiş, Şile ve Ağva'ya gitmiştik.
2017'de ise Eskişehir'de buluşup çok güzel bir hafta sonu geçirdik.
Geçen sene Bursa'da buluştuk, tarihi yerleri, Botanik Park'ı, Gölyazı'yı, Cumalıkızık'ı gezdik (yazısını yazmamışım; sağdaki Bursa gezileri linkinde 2017'de iki arkadaşımızla yaptığımız geziyi anlatmıştım).
Bu yıl da birbirine oldukça yakın olan üç şehrin görülmeye değer yerlerini gezmeye niyet ettik.
Araştırmaya başlayınca oldukça zengin olduğunu fark ettik bu bölgenin ve not ettiklerimizin çeyreğini ancak görebilmiş olduk iki günde.

I. Gün
Biz Yalova'ya Pendik'ten 40 dk süren feribotla geçtik. İskelenin hemen karşısındaki alışveriş merkezinde kahvaltı ettik.
İlk durağımız 2 km uzaklıktaki Yürüyen Köşk'tü. Atatürk'ün dallarını kesmeye razı gelmediği için taşınan köşkünü ziyaret ettik. Köşke giriş 2 TL, bahçe ücretsiz. Bahçesi çok güzel, soluklanıp bir kahve içmek için bir kafeterya var. Köşkün önü deniz, arkası yeşil alan.
Ardından Termal ilçesine gitmek üzere yola çıktık, yol üzerinde Samanlı'da meşhur Kamil Usta'da köfte yedik. Yemekten sonra ilçe merkezine giden yolun her iki tarafı çınar ağacı dolu ve çok güzeldi.
Termal ilçesinin meydanında ücretsiz otopark var. Araçları oraya bırakıp meydanda bir çay içtikten sonra araçları alıp Termal'in içindeki Atatürk Köşkü'nü ve Çınarcık'ta Büyük Dipsiz Göl'ü ziyaret ettik.
Yol üstünde yediğimiz hızlı bir yemeğin ardından akşam Maşukiye'deki Yazıcılar Otel'e yerleştik. Ahşap ve nehir üstüne kurulu otelin atmosferi çok güzel. Ancak ses yalıtım sorunu var ciddi anlamda. Oldukça yorgun olmasak uyuyamayabilirdik sesten...

II. Gün
Yazıcılar Otel kahvaltısı ile öne çıkan bir mekan. Pazar kahvaltısı için akın edenlerin kalabalığına kalmamak için erkenden aşağı indik biz. Su kenarındaki masalardan birine oturduk ve servis edilen serpme kahvaltıyı afiyetle yedik. Kahvaltı anlatıldığı kadar varmış. Hem çeşit hem lezzet hem servis on numaraydı.
Kahvaltının ardından Maşukiye'yi dolaştıktan sonra Kartepe'ye çıktık. Aşağıdaki bahar havasının aksine burada hala kar vardı ve oldukça serindi.
Sonra Sapanca Gölü'ne indik ve güzel bir yürüyüş ve çay molasından sonra Yuvacık Barajı'na gittik. Baraj Gölü'nün çevresinde çok güzel bir yürüyüş parkuru var. Orada keyifli bir yürüyüş yaptık ve akşama doğru İzmir ve İstanbul'a evlerimize doğru yola çıktık.

2019 Mayıs Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (0), 7 Bölüm de Dizi

Oldukça verimli, dolu dolu bir aydı mayıs.
Ramazan, şekersiz 21gün, okul pikniği, Hıdrellez, Suzan Kardeş konseri, boğaz turu, arkadaş buluşmaları, AÖF sınavları, Yoga stajlarını tamamlama ve sertifikamı alma, Yoga ailesi ile kahvaltı, sempozyum ve bir de şans eseri gidebildiğim "Profesyonel" oyunu (6 yıl önce bilet bulup 5 dk gecikme nedeniyle girememiştik oyuna ve o gün bu gündür bilet arıyorduk:))


Tüm bu yoğunlukta hiç film izlemeden geçmiş mayıs. Sadece pek övülen bir Türk dizisine başladık netflixte.
Hakan Muhafız
İlk bir iki bölüm ilgi çekiciydi ve sanki güzel bir işmiş izlenimi verdi. Sonra baymaya ve sarmamaya başladı. 7 bölüm şans verdim, sonrasında maalesef mis gibi fikrin hiç iyi işlenememiş olduğuna kanaat getirip daha fazla zaman kaybetmek istemediğimden devam etmedim.


İyi Geceler Bay Tom 
Bir ilk gençlik kitabı esasen. Tabi ki yetişkinlere de hitap ediyor. Dostluk ve sevgi hikayesi. Çok güzeldi. Filmi de varmış. Onu da izlemek isterim.


İyi Toplum Yoktur
Nihan Kaya'nın kitabını duyduğumdan beri merak ediyordum. Önce "İyi Aile Yoktur" çıkmıştı ve daha onu okuyamadan da bu kitabı çıktı... Önce İyi Toplum Yoktur'u okumak düştü payıma. Yıllardır düşünüp tartışıp mücadelesini verdiğim meseleleri derli toplu biçimde görmek, okumak çok değerliydi benim için. Her gördüğüme tavsiye ediyorum şimdilerde...



Çarşamba, Mayıs 01, 2019

2019 Nisan Ayı Kitaplar (1) ve Filmler (3)

Nisan ayı evimizin bolca dolu taştığı, misafirli bir aydı. Açık öğretim vizelerim vardı üstüne. Öyle olunca tek kitap okuyabildim ve ikisi evde biri sinemada olmak üzere üç film izleyebildim bu ay.

Vücudunuz Hayır Diyorsa
Bu kitaba mart sonunda başlamıştım hatta, nisan boyunca okuyup bitirdim. Altını çize çize, ağır ağır, sindire sindire okudum. Bir kitap ama üç kitaba bedeldi içerik olarak.
Mesleki instagram hesabım @iyihissediyorum_psikoloji de hikayede bolca paylaştım ve sabitli olarak da duruyor kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için.
Kitabın temel önermesi;
🎗stresin
🎗hayır diyememenin
🎗duygusal yoksunluğun
🎗erken yaştaki kayıpların
🎗duyguları bastırmanın
🎗ihtiyaçları görmezden gelmenin
🎗yakın-samimi ilişki ve sosyal destek eksikliğinin
Bedensel hastalıklara yol açıyor olması. Araştırma sonuçları ile destekliyor söylemlerini Gabor Mate.
Artık çoğumuz bütün hastalıkların ruhsal ve zihinsel nedenlerden ortaya çıktığını biliyor, hayatımızda bir şeylerin yolunda gitmediğini beden yoluyla dışa vurduğumuzu kabul ediyoruz.
Bu konuda derinlemesine araştırmalar ve bilimsel bilgiler okumak isteyenler için oldukça önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sıradaki okumalarım “Seninle Başlamadı” ve “İyi Toplum Yoktur” olacak gibi görünüyor.
Bununla beraber, halihazırda, üst üste 4 tane benzer ağırlıkta kitap okuduğumdan, öncesinde araya bir roman almak niyetindeyim. (Zor Bir Ailede Büyümek, Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz, Yetenekli Çocuğun Dramı)



Filmler:
I am Sam
Esasen üniversite 1. sınıfta izlemiştim, üzerinden 1 yıl geçtiği için tekrar izlemek istedim. Annem bizdeyken beraber izledik evde.
Bu film gerçekten çok güzel ve özel. Sean Pean muhteşem. İzlemeyen kalmasın!




Deli ve Dahi
Sinema sevgimi annemden almış olabilirim. Annem film izlemeyi çok sever; bize geldiğinde mutlaka sinemaya gitmeye çalışırız beraber. Bu ay da şansımıza sağlam bir film vardı vizyonda.
Oxford sözlüğünün yazılış tarihini, sözlüğün mimarı olan iki karakter üzerinden oldukça etkili biçimde anlatan filmi severek izledik biz.



Afrikalı Doktor
Bu filmi evde tek başıma netflixten izledim. İnstagramda güvendiğim bir hesapta görmüştüm.
Gerçek bir hikayeden esinlenilmiş film biraz fazla "Amerikan" (basit, sonu tahmin edilebilir, hüsranla başlayıp musmutlu biten başarı hikayesi vs.) olsa da ılık&tatlı bir his bıraktı bende. Ailece güzel bir akşam geçirmek niyetiyle izlenebilir.



Çarşamba, Nisan 17, 2019

Bang Bang- Elodie Frege&Renan Luce

Bu şarkıyı her dinleyişte hüzünlenen bir ben miyim?
Masum aşklara gelsin;)
Nancy Sinatra'dan severdim en çok, yeni öğrendiğim bu versiyon da pek güzelmiş.


Pazar, Nisan 07, 2019

2019 Mart Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (4) ve Diziler

3 kitap okudum bu ay. Üçü de mesleki sayılabilir.
Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz
Uzun zamandır merak ettiğim kitaplardandı. Anne baba ve öğretmenler için çocuklara davranışlar konusunda bilgilendirici nitelikte bir kitap. Gündelik hayatta sıklıkla yaptığımız ve "normal" karşıladığımız davranışlarımızın aslında çocuklar üzerinde baskı ve hiçe sayma olduğundan söz ediyor Hint kökenli yazar Shefali Tsabary. Severek ve öğrenerek okudum ben.



Meşgul İnsanlar İçin Meditasyon

Osho mesafeli durduğum bir yanıyla beni iten bir yanıyla da merak etmekten geri duramadığım bir figür. Fikirlerine güvendiğim biri önerince aldım bu kitabı.
Çeşitli konuşmalarından derleme olan bu kitap oldukça akıcı ilerliyor. Ancak konuşma dili olduğundan biraz basit. Kolay okunan, içinde birtakım egzersizler barındıran bir kitap.


Şimşek Hırsızı
Ön ergenlik ve ergenlik çağındaki bireylerle çalıştığımdan, her ay bir çocuk/gençlik kitabı okumaya özen gösteriyorum. Bu ay da ortaokul öğrencileri arasında oldukça popüler olan bu serinin ilk kitabını okudum. Mitoloji ile ilgili epey bilgi içeren keyifle okunan bir kitap. Fikrim olmuş oldu; ama, seriye devam edecek kadar da sevdiğimi söyleyemem.


Bu ay izlediğim 4 film de yerli yapım.
Organize İşler Sazan Sarmalı
Vizyondayken izleme fırsatım olmamıştı, netflixe konduğundan beri izlemek istiyordum. Hakkında çok olumsuz yorum duyunca hevesim kaçmıştı epey aslında, yine de merak ediyordum bir yandan  ve izledim bir gün evde. Abartıldığı kadar kötü bulmadım ben. Müthiş değil ama eğlencelik bir film olmuş.


Türk İşi Dondurma
Bu filmi reklamını ilk gördüğümden beri merak ediyordum ve hevesle gidip izledim vizyona girer girmez. Ancak tam bir hayal kırıklığıydı. Oturmamış şiveler, oturmamış bir hikaye... Sevemedim hiç.



Sofra Sırları

Vizyondayken merak ettiğim, fırsat bulup izleyemediğim filmlerdendi. Blu tv'de görünce izledim. Başrolde iki çok başarılı (Demet Evgar, Fatih Al) oyuncu olmasına rağmen, senaryosunu beğenmediğim bir garip filmdi.


Arif V 216
Yine vizyondayken fırsat bulmadığım, vakit bulmuşken evde izlediğim filmlerden. Cem Yılmaz'ın film tarzını seviyorum. Kendine özgü o dünyasını, değer verdiği şeyleri, anlatım biçimini... 
Bu filmin de vizyondayken oldukça eleştirildiğini hatırlıyorum. Ama ben keyifle izledim ve sevdim.


Dizilere gelince:
La Casa de Papel 2. Sezon
Dizinin ikinci sezonunu da severek ve heyecanla izledik. Şimdi üçüncü sezonu bekliyoruz;)




After Life 1.Sezon

Kısacık 6 bölümden oluşan netflix dizisi. Kayıp, yas, sonrasındaki depresyon ve iyileşme seyrini ajite etmeden anlatan güzel bir yapım.


Black Mirror 2.Sezon 4.Bölüm
Black mirror'ı çok seviyoruz ama üst üste izlemiyoruz. Böyle ara ara açıp kaldığımız bölümden devam ediyoruz ve her birini film tadında izliyoruz. "Beyaz Noel" bölümünü de oldukça etkileyici bulduk.



Pazar, Mart 31, 2019

Ezgi'nin Günlüğü- Martı



Gece gündüz bana birdir ah güzelim, çünkü gözlerim hep kördür
Kanatsız kuş olmak zordur ah güzelim, denize varmayan ırmak

Gör beni gör beni gör, gel gözüm ol gör beni
Sar beni sar beni sar gökyüzüm ol
Uç beni uç beni uç, yavru kuş ol uç beni
Geç beni geç beni geç, kanadım ol

Bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında
Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
Ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna

Takıldım gittim peşinden ah güzelim, bir gemiydi benim sevdiğim
Yelkeninde bir beyaz gül ah güzelim, dumanında sevda sözleri

Cumartesi, Mart 30, 2019

Balaban, Azeri Müzik Aleti

Dün katıldığım toplantıda bir meslektaşım sayesinde yeni bir enstrüman öğrendim; balaban. Azeri halk kültürüne aitmiş. Muhteşem bir ton ve ezgisi var. Hayran oldum. 
Bu yaşımda tanışma fırsatım oldu bu güzellikle, hiç olmayabilirdi de... Kim bilir neleri neleri kaçırıyoruz böyle hayatta... Ne yazık.
"Sanatın ruh sağlığımızı hem koruyan hem iyileştiren işlevi"nden konuştuk sonra. Kendini sanatla -ve  tabi çeşitli ilgi alanlarıyla, sportif faaliyetlerle- besleyen insanlar iyi ki var. İyi ki yolumuz kesişiyor o insanlarla.
Dilerim güzelliklerle karşılaşırız yaşamımızda, iyilikler çıkar karşımıza!
Bu enstrümanın ustası Alihan Samedov'dan da bahsetti. Şimdi güzel melodi ile baş başa bırakıyorum sizi.


Kızım İçin- İlhan İREM



Gel kızım gel daha sokul bana
Biraz daha yakınıma, anlat bana çocukluğunu
Gel kızım bir daha uzak kalma
Ayrı geçen senelerin anlatamam zorluğunu

Ara sıra bazı bazı, yüreğimde bin bir sızı
Bir resmin var cüzdanımda, saçların kömür karası
Annen yazmış arkasına, yedinci yaş hatırası
Büyüyorsun yüreğimde, her gün biraz daha hızlı


Bak zaman ne çabuk geçiverdi, rüzgar gibi esiverdi
Saçların dalgalanmış biraz, 
Nasıl da büyüyüp de ,güzelleşmiş meleklere benzemişsin, 
Gözler derin, bakışların yaz
Gel kızım her şeyi sorup öğren, 
Ben miyim kaçıp giden, sen misin terk edilen, 
Canımdan bir parça koptu sanki
Bu acıyı kim bilir ki, ister miydim acaba ben
Ayrıldı iki insan, yalnız kaldın çocuk başına
Hayatta hiçbir suçun günahın yokken
Anlayacaksın zamanla, ama söyleyemem şimdiden
Ayrılıktan kaçılmaz bazen.


Senfoni- Turgut UYAR

SENFONİ

Önce sesin gelir aklıma 
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm 
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli 
Sonra cumartesi günleri gelir 
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum 
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. 

Kırk kere söyledim bir daha söylerim 
Savaşta ve barışta, karada ve denizde, 
Düşkünlükte ve esenlikte 
Zamanımız apayrı bize göre 
Yanyana olduk mu elele 
Aç kalsak ağlamayız biliyorum. 

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat 
Sen yanımdayken ister istemez 
Geniş meydanlarda akşam üstleri 
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. 

Sen yanımdayken ister istemez 
Uzak ırmakları hatırlıyorum. 

Arasıra düşmüyor değil aklıma 
Yabancı kadınların sıcaklığı 
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım 
Yanında ihtiyarlamak istiyorum... 

Turgut UYAR

Çarşamba, Mart 27, 2019

Önceden ulaşmak için uyumadan hayal ettiğin artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin...



"Yamalı laflar dilim dönmüyor
Yaralı yollar kimse gitmiyor
Seni gördüm düşmekteydin
İtin götün peşindeydin
Sımsıkı kapalı penceresi kafanın
İçinde havasız kalmış
Nursuz çapsız mafyalarla
Çirkin çirkin dans ettiydin
Dar kafanın kapısının anahtarı kuytularda
Çöpten inşa binalarda
Bak elim sana uzanmış, soruların artık bende
Yola düşüp üç beş vakte sen..
Yamalı laflar dilim dönmüyor
Yaralı yollar kimse gitmiyor
Günü geçmiş yoğurt ya da kırık oyuncak gibi
Artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin
Önceden ulaşmak için uyumadan hayal ettiğin
Artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin
Hatırlamıyosun di mi?
Yamalı laflar dilim dönmüyor

Yaralı yollar kimse gitmiyor"

Pazar, Mart 03, 2019

2019 Şubat Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (5) ve Bir Sezon da Dizi

Bu ay mesleğimle ilgili kitaplar okudum.

Yetenekli Çocuğun Dramı
İsmi ile üstün/özel yetenekli çocuklarla ilgili bir kitapmış izlenimi verse de, öyle değil. “Çocuklukta kötü muameleye maruz kalma ve etkilerini anlatan bir kitap” diyebiliriz kabaca. 
‘Yetenekli çocuk' diye kastedilen, aslında iyi anne babaya sahip, iyi yetiştirilmiş, başarılı, ancak bazı temel ihtiyaçları yeterince karşılanamamış; ve bu sebeple de yaşamları boyunca bunun arayışında olan, boşluk hissindeki insanlar...
Anne babalar, evlatlar ve tabi ki ruh sağlığı uzmanları için pek çok çarpıcı söylemi var.

Uzun zamandır listemdeydi İsviçreli psikanalist Alice Miller.
Bu kitapla tanışmış oldum, Beden Asla Yalan Söylemez ile yola devam etmek istiyorum.



*Bu kitap ilk kez 1979 yılında yazılmış. O zamanlar yazar, Freud Ekolü’nün bir temsilcisiymiş. Ancak tecrübeleri ve değişen düşünce yapısıyla 1996 yılında kitabı yeniden kaleme almış. Benim okuduğum bu ikinci hali.


Zor Bir Ailede Büyümek
Çocuklukta maruz kalınan kötü muamele, bu durumun etkileri ve geçmişi onarmanın yolları üzerine nitelikli bir kaynak olduğunu uzun zamandır duyuyordum. 

Kitabın orijinal adı “Toksik Ebeveynler” ve giriş kısmında tanımı yapılıyor toksik ebeveynlerin.
Daha en başından sağlam bir okuma olacağını hissettiren cinsten kitaplardan. Altını çize çize okudum.




Filmler ise:

Hayat Güzeldir
Yıllardır bildiğim, az çok izlediğim ama hiç şöyle oturup baştan sona izlemediği bir filmdi. Evdeki film kanallarından birinde denk geldi yalnız olduğum bir akşam. Keyifle izledim hepimizin bildiği bu kült filmi.




Yeni Ahit
Epey önce listeme aldığım ve sırası henüz gelmeyen filmlerdendi. Yine yalnız olduğum bir akşam açıp izledim nihayet.
Fikir oldukça güzeldi filmde; yine de işlenişi açısından pek sürükleyici olamamış her nedense.




Good Will Hunting (Can Dostum)
Bir buçuk yıl önce izlediğim bu müthiş film karşıma çıkınca bir defa izledim.
'Gerçek ilgi, sevgi, cesaretin her şeyden güçlü bir etkisi var yaşamda'yı anlatan çok güzel film.



Awakenings (Uyanış)
Bu ay bir Robin Williams filmi daha izledim tesadüfen. Şubat sonunda katıldığım Okul ve Psikanaliz Sempozyumu'nda bahsi geçen filmlerden biriydi Uyanış ve burada da psikiyatrist rolündeydi Robin Williams. Gerçek bir yaşantıdan esinlenerek çekilen filmde yine Good Will Hunting ile benzer mesajlar veriliyor. Filmin sonunda şöyle bir konuşma geçiyor tüm mesajın özetlendiği:
"İnsan ruhunun bütün ilaçlardan güçlü olduğunu fark ettik ve asıl ruhun beslenmesi gerektiğini; işle, eğlenceyle, aileyle, dostlukla..."


Bana Bir Şeyhler Oluyor
Hayatımdakisevgiliinsan'ın 10 yıldır izletmek için çabaladığı ve bir türlü nasip olmayan Bana Bir Şeyhler Oluyor oyununu Yılmaz Erdoğan'ın youtube kanalından izledim sonunda. 
Hakikaten güçlü bir metin, çok fazla not edilesi diyalog/monolog var. Mesela biri:
"Çünkü; bilirim, geldiğinde mecburen ayağa kalktığımız insanları ne gönülden severiz ne gönülden dinleriz."




La Casa de Papel
Gündemi geriden takip eden bir çift olarak, geçen senenin popüler dizisine başladık şubatın son haftasında, ilk sezonu bitiriverdik. Kusursuz bir yapım olmasa da, oldukça sürükleyici; bizi kendine bağladı;) Severek devam ediyoruz.



Çarşamba, Şubat 27, 2019

Sabahattin Ali- Çocuklar Gibi

Güzelliğinin farkına geç vardığım şarkılar, şiirlerde hep şunu geçiriyorum aklımdan; 
Yaşamda pek çok güzellik orada öylece duruyor ve biz geçip gidiyoruz hiç farkına varmadan, hiç o zevki yaşamadan... Kim bilir neleri neleri kaçırıyoruz böyle... Daha farkında daha doya doya yaşadığımız anlarımız, günlerimiz, yıllarımız olsun dileklerimle bu güzel şarkıyla baş başa bırakıyorum sizleri🙃





"Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Birgün ağlayalım birgün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Birgün ağlayalım birgün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi"

Pazartesi, Şubat 25, 2019

Dışarda Hiçbir Şey Var


Yılın ilk tiyatrosunu Türkiye'ye döner dönmez annemle izledim.

Aslında bir oyun temsili değil, tek kişilik bir gösteriydi izlediğimiz. Yaşama sanatı ile ilgili bir gösteri.
Temelde Louise Hay kitaplarına dayanarak, çok yakın olduğum felsefeyi anlattı sevgili Betül  Arım 1,5 saat boyunca hiç azalmayan enerjisiyle.
Pek çok hikaye paylaştı bizimle bilinçaltı/dışımızın ve pozitif düşünmenin, kendimizi tanımanın, gülmenin, anda kalmanın önemine dair.
Hem yeni şeyler öğrendim hem bildiklerimi hatırladım. Keyifli ve öğreticiydi.
Sanat, tiyatro, merak, bilgi, öğrenme, neşe, keyif, yaşama sevinci, coşku iyi ki var!


Cuma, Şubat 01, 2019

2019 Ocak Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (6)

2019'un ilk ayının film ve kitapları:

Small Foot

Tokyo'dan Moskova'ya, hayatımın en uzun uçak yolculuğunda, stresimi azaltması için izlediğim bir animasyon film:)
İnsanın tanımadığından korkması ve korktuğu için düşman bellemesi üzerine hoş bir yapım (Bana GORA ve AROG'u hatırlattı).



Marslı
Yine aynı uçakta başladığım ama bitiremeyip, Türkiye'ye dönünce televizyonda denk gelip tamamladığım bir film oldu.
Eskiden olsa böyle filmleri izlemez, sevmezdim. Son yıllarda daha kolay film beğenmeye başladım, film zevkim genişledi; bilim kurgulara da ilgim arttı.
Marslı'yı da severek izledim.



Mon Roi (My King)
Bu filmi de annemle evdeki film kanallarından birinde izledik. Vizyondayken izlemek istemiştim, ama kaçırmıştım.
Aşkın çıkmazlarını, mutlu etmeyen ama vazgeçilemeyen ilişkiyi aşama aşama çok gerçekçi biçimde anlatıyor. Keyifle izledik.


Bu İşte Bir Yalnızlık Var
Sömestrda televizyonda denk gelip izledim. Atiye'yi pek severim. Çok güçlü bir film olmasa da akıp gitti ve keyifle izledim.


Tatlım Tatlım

Yine sömestrda televizyonda denk gelip izledim. Vizyondayken hem sağlam kadrosu hem de Yılmaz Erdoğan'ın Haybeden Gerçeküstü Aşk tiyatro oyunundan uyarlama olması nedeniyle oldukça dikkatimi çekmişti. İzlemeyi isteyip fırsat bulamadığım filmlerdendi.
Televizyonda verilince izleme fırsatım oldu. 4 farklı çift ile aşkın başlangıçtaki o sevimli halinden ilişki ilerledikçe sevimsizleşmesi anlatılıyor. Bir parça klişe barındırsa da keyifle izlenen tatlı bir film olmuş kanımca.


Çiçero
Yılın ilk sinemada izlenen filmi oldu.
Tüm olumsuz eleştirilerine rağmen ben özellikle de ikinci yarıyı oldukça başarılı buldum.
Tarihteki bilinmeyen meselelerin sanat yoluyla halka ulaştırılmasını da çok kıymetli buluyorum. Sırf bu nedenle bile izlenmeli diye düşünüyorum.


Gelelim kitaplara:

Afrikalı Leo
1 Ocak’ta yeni kitaba başlamayı seviyorum ve her yıl bunu uygulamaya çalışıyorum.
Bu sene belki 15 yıldır listemde olan ve vakti bir türlü gelmeyen Afrikalı Leo ile başladım yeni yıl okumalarına. 
‘Her kitap en uygun zamanı bulur, o zaman kendini okutur’ inanışımı perçinlercesine; tam seyahatimi tamamlayıp vatana dönmek üzereyken ve zihnim ‘Vatan neresi/ toprak kimin/ savaşlar niye var/ doğduğun yere, köklere bağlılık’ meseleleriyle meşgulken okumuş oldum. Nagoya’da açtım ilk sayfasını, okuma boyunca Kyoto, Tokyo, Moskova, İstabul’dan geçtim ve İzmir’de bitirdim. Bu arada kitap da Granada, Fas, Kahire, Roma olmak üzere Avrupa ve Afrika’da pek çok şehirde geçiyordu.
15 yy. sonunda Granada'da dünyaya gelen seyyah, coğrafyacı, fakih, diplomat ve kültür adamı Hasan El Vezzan’ın hayat hikayesinden esinlenen ve öncesinde titiz bir çalışma yapıldığı besbelli olan eser hem bilgi veren hem sürükleyici kitaplardandı.
Son sayfada beni çok etkileyen şu paragrafı paylaşmak istiyorum sizlerle:
“İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir, O'nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.”


Yaz Geçer
"Neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime. 
Sonra anladım: 
Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde."
Kalemine, anlatımına, saptamalarına yıllardır hayranlık duyduğum Murathan Mungan'ın bu şiir kitabını da her cümlesi içime işleyerek okudum.


Bu iki kitap dışında Asya seyahatine çıkmadan her pazartesi bir masal okuyarak ilerlediğim Masal Terapi'den masallar okudum bu ay.